21. Hukuk Dairesi
21. Hukuk Dairesi 2012/11883 E. , 2012/17513 K.KURUMA BORÇLU OLMADIĞININ TESPITI
BORÇLU OLMADIĞININ TESPITI
GARANTI SÖZLEŞMESI
BORÇLAR KANUNU (818) Madde 110
"İçtihat Metni"ÖZET: KURUM İŞLEMLERİNİN YAZILI ŞEKLE BAĞLI OLMASI ASIL OLUP, İPOTEK TESİSİ DE ŞEKLE BAĞLI OLARAK YAPILIR. KURUMUN BORÇLU DIŞINDAKİ BİR 3. KİŞİNİN BORÇ KARŞILIĞI İPOTEK VERMEYİ KABUL ETMESİ ÜZERİNE, YASAL İPOTEK İŞLEMİ TESİS ETMEK YERİNE DÜZENLEMELERİN AKSİNE, HACİZ UYGULAMASI YOLUNA GİDİP, İŞLEMİN OLUŞTURULMASINDAN UZUN SÜRE SONRA SATIŞ İŞLEMİNE YÖNELMESİ YASAL BİR İŞLEM DEĞİLDİR.
NİTELİĞİ, ŞEKLİ VE TANIMI AÇIK OLMAYAN GARANTİ SÖZLEŞMESİ KAPSAMI “BAŞKASININ EDİMİNİ BORÇLANMA” OLARAK TARİF EDİLMEKTE OLUP, DAVA KONUSU OLAN BELGENİN İÇERİĞİNDEN DE AÇIK BİR EDİM ÜSTLENME SONUCUNU DOĞURMAYAN, HUKUKİ BİR İŞLEM ÖNCESİNDE BU İŞLEME RIZA VERİLDİĞİNİ GÖSTEREN BELGE OLDUĞU, GARANTİ SÖZLEŞMESİ OLMADIĞI DİKKATE ALINMALIDIR.
Davacı, Kurum tarafından gayri menkul üzerine konulan haczin kaldırılmasına ve satışının durdurulması davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekilince istenilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü:
1.Davalı Kurum vekilinin temyiz istemi yönünden; hüküm,
İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesi hükmüne göre İş Mahkemelerinden verilmiş nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir. Olayda hüküm, davalı Kurum vekiline 21.07.2011 tarihinde tefhim edilmiş, temyiz ise 14.10.2011 tarihinde yapılmıştır. Şu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir. O halde, 01.06.1990 tarih ve 1989/3 E., 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da gözönünde tutularak davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacının temyiz istemine gelince;
Davacı, oğlu Koray’ın ortağı olduğu M…-K… Mobilya San. Ltd. Şti.’nin davalı Kuruma olan prim borçları nedeni ile Ankara 48. Noterliğinin 03.06.2003 gün ve 9791 yevmiye nolu “muvafakatname” başlıklı belge düzenlendiği, bu belgenin hukuki değeri olmadığı halde, bu belgeye dayanarak adına kayıtlı taşınmazı üzerine haciz konulduğunu belirterek, bu belgeye dayalı davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti ile taşınmazına konulan haczin kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece; istemin reddine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir.
Gerçekten davacının ekli 03.06.2003 tarihli “muvafakatname” başlıklı noterce düzenlenen belge ile, adına kayıtlı Ankara ili, Çankaya ilçesi, 1. Bölge Bucağı, G… Mahallesinde bulunan 260 pafta, 5407 Ada, 14 parseldeki 10/124 arsa paylı zemin kat 3 (üç) nolu meskenin üzerine, M… Mobilya San. Ltd. Şti.’nin Sosyal Sigortalar Kurumuna olan prim borçlarından dolayı, Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından ipotek konulmasına bu husustaki işlemlerin tamamlanmasına rıza ve muvafakatının bulunduğunu şeklindeki belgenin Kuruma ibraz edildiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık bu belge üzerine, ipotek tesisi işlemleri yapmak yerine, taşınmaz üzerine “kamu haczi” şerhi koydurtan Kurum işleminin geçerli olup olmadığı ve belge içeriğinin mülga 818 sayılı BK.
110.madde de düzenlenen Garanti Sözleşmesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkindir.
Davalı Kurum alacaklarının takibinde 6183 sayılı özel takip hukukuna ilişkin yasa uygulanmakta olup bu yasada işlemlerin nasıl düzenleneceği açıklanmıştır. Kurum işlemlerinin yazılı şekle bağlı olması asıl olup, Hukuk sistemimizde de ipotek tesisinin nasıl olacağı düzenlenmiştir.
Bu kapsamda borcun üstlenilmesi sonucunu doğuran “ipotek” vermenin de şekle bağlı olması doğaldır. Hal böyle iken Kurumun borçlu dışındaki bir 3. kişinin borç karşılığı ipotek vermeyi kabul etmesi üzerine, yasal ipotek işlemi tesis etmek yerine düzenlemelerin aksine, haciz uygulaması yoluna gidip, işlemin oluşturulmasından uzun süre sonra satış işlemine yönelmesi yasal bir işlem değildir. Aksinin kabulü, davalı idare gibi kamu kurumlarında keyfi uygulamaların oluşmasına neden olacağından kabul edilemez.
Mahkemece, söz konusu belgenin 818 sayılı BK 110. madde kapsamında “garanti sözleşmesi” kapsamında değerlendirilmesi ise, doğru olmamıştır. Niteliği, şekli ve tanımı açık olmayan garanti sözleşmesi kapsamı “başkasının edimini borçlanma” olarak tarif edilmekte olup olayımızdaki söz konusu belge içeriğinden de açık bir edim üstlenme sonucu doğmamaktadır. Söz konusu belge hukuki bir işlem öncesinde bu işleme rıza verildiğini gösteren belge olup, olayın tarafları dikkate alındığında da yorumla, borç üstlenme, sonucunu doğuran belge-sözleşme olarak değerlendirilemeyeceği ortadadır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, davanın kabulü yerine yerinde olmayan gerekçe ve yorum ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S o n u ç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), davacı yararına takdir edilen 900.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 16.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.