Esas No
E. 2009/7360
Karar No
K. 2010/15480
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

10. Hukuk Dairesi         2009/7360 E.  ,  2010/15480 K.

"İçtihat Metni".........

Dava, ölüm aylıklarının geç ödenmesinden kaynaklanan faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davacının 22.01.2009 tarihli dilekçesi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 459’uncu maddesi kapsamında tavzih talebi kabul edilerek; 18.03.2009 tarihli tavzih kararı ile hüküm fıkrasındaki “500,00 YTL. ücretin vekaletin davacıdan alınıp, davalı Kuruma verilmesine” cümlesi çıkarılarak yerine “........ Başkanlığı vekil ile temsil edilmemiş olduğundan ücreti vekalet verilmesine yer olmadığına” cümlesi eklenmesine dair hüküm kurulmuştur.

Hükmün, davacı vekili ve hükmün tavzihine ilişkin ek kararın davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1.Davacı Kurum vekilinin tavzihe ilişkin ek karara yönelik temyiz talebi yönünden;

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 389’uncu maddesi uyarınca mahkemelerce verilen kararlar, şüpheye yer vermeyecek şekilde uyuşmazlık konularını kapsar surette açık olmalıdır. Mahkeme kararlarının açık olmadığı, çelişik olduğu hallerde de aynı Kanun'un 455 - 459’uncu maddelerinde düzenlenen hükümlerin tavzihi (açıklanması) yoluna başvurulmaktadır. Hükümlerin tavzihi (açıklanması), ancak hükmün müphem(belirsiz) olması, birbirine aykırı ve çelişik fıkralar ihtiva etmesi halinde hükümlerdeki gerçek anlamın ortaya çıkarılması için başvurulan yoldur. Bu yolla hâkim, hükmün başka şekilde anlaşılmasını ve değişmesini önlemektedir. Tavzih ile hüküm fıkrasındaki müphem konu açıklanacağı gibi, birbirine aykırı fıkralar arasındaki aykırılık giderilebilir. Ancak; Yargıtay'dan geçerek kesin hüküm halini almış bulunan, yani onanan yerel mahkeme kararının, sonradan yerel mahkemece düzeltilmesi mümkün değildir.

Somut olayda; mahkemece, davalı Kurum lehine vekâlet ücreti takdirine ilişkin hüküm, verilen tavzih kararı ile değiştirilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 455 ve devamı maddelerinde öngörülen durumlardan hiçbirisi söz konusu olmadığı halde eski hükmü değiştirecek şekilde tavzih kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, 18.03.2009 tarihli tavzih kararının BOZULMASINA,

2.Davacı vekilinin temyiz talebi yönünden;

Vekil ile takip edilen davalarda, geçerli bir vekâletname bulunması ve bunun mahkemeye verilmesi dava şartıdır. Dosya içerisinde davalı Kurum tarafından düzenlenmiş vekâletname örneğinin bulunmadığı, duruşmaları takip eden avukat isminin, celselerde geçmediği, vekil olarak duruşmalara kabule dair ara kararının ./.. -2- bulunmadığı ve karar başlığında da davalı vekilinin gösterilmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; davalının vekil ile temsil ettirilmediği gözetilmeksizin davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.

SONUÇ: Hüküm fıkrasının üçüncü paragrafında yer alan “500,00 YTL. ücretin vekaletin davacıdan alınıp, davalı Kuruma verilmesine” ibaresinin silinerek hüküm fıkrasından çıkarılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

.......

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.