Esas No
E. 2010/15087
Karar No
K. 2010/15970
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

10. Hukuk Dairesi         2010/15087 E.  ,  2010/15970 K.

"İçtihat Metni".....

Davacı, 1479 sayılı Kanunun geçici 18. maddesi kapsamında yaptığı talebin geçerli olduğu kabul edilerek ödediği primlerin karşıladığı sürenin sigortalılık süresi olarak kabul edilmesini istemiştir. Mahkeme, davanın kısmen kabulüyle, davacının 4534 gün borçlanmasının geçerli olduğunun tespitine karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1479 sayılı Kanunun 26. maddesinde; sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği, aynı Kanunun 25. maddesinde ise, yasal şartların gerçekleştiği tarihte sigortalılığın kendiliğinden başlayacağı öngörülmüştür.

Ne var ki, 1479 sayılı Kanuna göre, hak ve mükellefiyetlerin belirli tarihlerde başlatılmasını zorunlu kılan düzenlemeler kapsamında; 02.08.2003 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 47. maddesiyle 1479 sayılı Kanuna eklenen geçici 18. madde hükmü ile; sigortalılık niteliğini taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmayanlara, 20.04.1982 ile 04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49. ve ek 15. maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla borçlanma imkanı tanınmıştır. Bu yönde davacının, Kanunun yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihini takip eden 6 aylık yasal süre içinde olan 13.08.2003 tarihinde 20.04.1982 – 04.10.2000 tarihleri arasında kalan dönemlerde vergi kayıtlarını belgelediği süreleri borçlanma talebini ./.. -2- davalı Kurum, 31.03.2004 tarihli yazıyla kabul etmesine karşın davacı, herhangi bir prim ödemesi yapmaksızın 01.09.2009 tarihinde "Borç bedelinin kendisine bildirilmediği iddiasıyla, en kısa sürede borç bedelinin bildirilmesini" istediği, 02.08.2010 tarihinde de 38.500,00 TL. Kuruma ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Bu çerçevede davacının talepte bulunduğu tarihten sonra makul kabul edilebilecek bir sürenin çok ötesinde uzun bir süre talebinin akıbetini takip etmemesi nedeniyle 1479 sayılı Kanunun geçici 18. maddesinde düzenlenen hakkı kullanma iradesinin olmadığı sonucuna varılmıştır.Bu durumda, sigortalılık süresi kazanmak için primlerini ödeme borcunu anılan madde kapsamında yerine getirememesine kendi kusurlu eyleminin neden olduğu belirgin olan davacı, bu kusurunun sonucuna katlanması gerekip, Medeni Kanunun 2. maddesindeki "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü gözetildiğinde, hakkın kötüye kullanılarak açıldığı belirgin olan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ :Temyiz edilen hükmün yukarıda açılanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

......

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog