10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2009/9233 E. , 2010/16335 K.
"İçtihat Metni".....
Dava, yaşlılık aylığı bağlanması veya yaşlılık aylığı bağlanması için kalan sürenin belirlenmesi, kalan sürelerin borçlanma yoluyla ihyası, Kurum işleminin iptali ile iptal edilen sürelerde 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespiti istemlerine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor okunup, dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 03.02.1976 tarihinde 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak tescil edildiğini, bu tarihten sonra sigortalılık iradesinde bir kesinti olmaksızın 2006 yılına kadar .....sigortalısı olmasına rağmen, davalı Kurumun dayanaksız olarak 1986-2001 dönemindeki sigortalığının iptaline karar verdiğini, oysa bu dönemlerde ......Ş’ nin kurucu ve yönetim kurulu üyesi olduğunu ileri sürerek, davacıya yaşlılık aylığı bağlanmasını yada kalan sürenin tespiti, kalan sürelerin borçlanma yoluyla ihyasına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, Kurumca iptaline karar verilen sürelerde davacının sigortalılık koşullarının bulunmadığı, 1479 sayılı Kanunda borçlanma yapılacak hallerin belirgin olduğu, bunun dışında borçlanma yapılamayacağının kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24. ve 25. maddelerinde, kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler, meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren zorunlu sigortalı sayılmış iken, anılan maddelerde 2229 sayılı Kanun ile yapılan ve 04.05.1979 tarihinde ./... -2- yürürlüğe giren değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, kendi adına ve hesabına çalışma olgusu sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. Daha sonra, Kanunun 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla değişik 24. maddesinin (1) numaralı bendinin (a) ve (h) fıkralarında, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların zorunlu sigortalı kabul edilebilmesi için, esnaf ve sanatkârlar gibi ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar yönünden vergi kaydı, gelir vergisinden muaf olanlar yönünden kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı bulunma koşulu getirilmiş; anılan madde 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla bir kez daha değiştirilip kapsam genişletilerek, gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar (vergi kaydı bulunanlar) veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunanlar ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiş, anılan düzenleme 4956 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar geçerliliğini korumuştur.
Davaya konu somut olayda; Kurumun zorunlu sigortalı olarak kabul etmediği davaya konu dönemlerde vergi/sicil veya meslek kuruluşu kaydının olmadığı görülen davacının, 2007 yılının 10. ayında Kurumca tesis edilen işlemle 03.02.1976-01.01.1979, 16.05.1983-31.01.1986, 11.05.2001-Devam şeklinde sigortalı olarak kabul edildiği, 01.02.1986-10.05.2001 tarihleri arasındaki sigortalılığının iptal edildiği anlaşılmaktadır. 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kayıt ve tescil edildiği tarihte yukarıda açıklanan şekli ile kanunun ilk şekli yürürlükte olup, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliğinin varlığı sorunu, anılan düzenleme ve devamında 3165 sayılı Kanunla getirilen değişiklik doğrultusunda çözümlenmelidir. Belirtmek gerekirse anılan düzenlemelerin açıkça değindiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden eylemli olarak “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgusu ve gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olmak veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunmak ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olmak zorunlu ve asli unsurlar olup, bu çerçevede; uyuşmazlık konusu 01.02.1986-10.05.2001 tarihleri arasında kalan dönemde anılan kayıtları olmayan davacının, 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabulü edilmesi mümkün değildir. Diğer yandan 1479 sayılı Kanunun 79. ve....... maddelerine göre, isteğe bağlı.......sigortalısı olmak için Kuruma yazılı başvuru ya da isteğe bağlı sigortalı olma iradesini ortaya koyacak şekilde Kuruma prim ödemesinin varlığı koşul olup, bu yönde yazılı başvurusu olmadığı, zorunlu sigortalı olduğu dönemler için ödemesi gereken primlerin dışındaki primlerinde isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirildiği gözetildiğinde, dava konusu dönemde davacının isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilemeyeceği de açıktır. Mahkemece kurulan hükümde, yukarıda belirtilen tespitler doğrultusunda varılan sonuç doğrudur. ../... -3- Ancak davacı, 3780 sayılı Kanunun 1. maddesiyle eklenen 1479 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesinden faydalanmak suretiyle 1992 yılında ve daha sonraki yıllarda yaptığı prim ödemelerinin uyuşmazlık konusu dönemin primlerini de kapsadığını iddia etmektedir.
Mahkemece, yapılacak araştırma ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi sonucu; dava konusu dönemin, Kurumca zorunlu sigortalılık olarak değerlendirilmesi suretiyle, prim borçlarının tahsil edilmiş olduğunun tespit edilmesi, primlerin uzun süre kullanması, böyle olunca da, kendi hatalı işlemi nedeniyle yıllarca uyuşmazlık konusu dönemde davacıyı sigortalı sayması sonucu, davalı Kurumun, davacıya sigortalı olduğu inancını verdikten sonra yaptığı hatanın farkına vararak sigortalılığı iptal etmesinin de iyi niyetten uzak olduğu kabul edilmelidir.
Bu yönde, Yargıtay ...... 03.12.2008 gün ve 2008/10-732 E., 2008/736 K.sayılı kararında da belirtildiği üzere, .....2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak primlerin alındığı dönemde davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerektiği gözetilmeli, davacının istemleri bu kapsamda değerlendirilerek varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. O hâlde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. .....