21. Hukuk Dairesi
21. Hukuk Dairesi 2012/18693 E. , 2013/22413 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davacı ile davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm, davacının ise, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Dava, davacının 26/07/1991-03/04/2008 tarihleri arası davalılar nezdinde kesintisiz çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının 01/04/1999-25/10/2007 tarihleri arası davalı ... , 01/11/2007-29/02/2008 tarihleri arasıda diğer davalı ... Taşımacılık İnş Met.Day.Tük.Mal.San ve Ti.c. Ltd Şti. nezdinde çalıştığının tespitine, 01/04/1999 tarihinden önceki döneme yönelik talebinde hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının hizmet tespitine yönelik talebinin bir kısmının hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasada yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun'un 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİYön.Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİYön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun'un 79/10 maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden sözedilemeyeceği açıktır. Bir sigortalının askere gitmeden önce çalıştığı işyerini askerliğe müteakip girmesi durumunda hizmet akdi mecburi hizmet nedeniyle kesilmiş olduğundan artık hak düşürücü sürenin oluştuğundan bahsedilemez. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının iş ve sosyal sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurumun Yasa'dan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir. Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının 10/10/1988-30/09/1993 tarihleri arasında ... ait ... Elektrik isimli işyerinde çıraklık eğitimini tamamladığı, ... diğer davalılardan ... eşi ve ... Ltd'ninde temsilcisi olduğu, davalı ... ait olan elektrikli ev aletleri işyeri 01/04/1999 tarihinde, diğer davalı şirkete ait elektrikli ev aletleri tamiri işyeri 01/11/2007 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, davalı şirketin 23/02/2007 tarihinde kurulduğu, davacı adına 01/04/1999, 08/06/2001 ve 10/10/2001 tarihli işe giriş bildirgelerinin davalı ... ... tarafından Kuruma verildiği, 01/04/1999-25/10/2007 tarihleri arası ... ... tarafından, 01/11/2007-29/02/2008 tarihleri arasıda diğer davalı şirket tarafından kısmi bildirim yapıldığı, beyaz eşya yetkili servis bilgi formunda davacının 16/02/1988-15/02/2008 tarihleri arası dış servis elemanı olarak çalıştığının belirtildiği, davalı şirkete ait 2007/11. ay ile 2008/4. aylar arası dönem bordrolarının dosyada bulunduğu, Kurum yazısından diğer davalıya ait dönem bordrolarının da gönderildiğinin anlaşıldığı ancak bu bordroların dosya içerisinde bulunmadığı, dinlenen bordro tanıklarının beyanlarında davacının çocukluğundan beri davalılar nezdinde kesintisiz bir şekilde çalıştığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının 10/10/1988-30/09/1993 tarihleri arasında çıraklık eğitimini tamamladığı anlaşılmış olup, çıraklıkta geçen sürelerin tespiti mümkün değildir. Dolayısıyla taraflar arasındaki uyuşmazlık 30/09/1993-03/04/2008 tarihleri arasındaki dönemde çıkmaktadır. Mahkemece 01/04/1999 tarihinden sonraki döneme yönelik talebin kabulüne, bu tarihten önceki dönemin hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de, tanık beyanlarında çalışmanın kesintisiz olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan davacı adına 01/04/1999 tarihinde davalıya ait işyerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesi Kuruma verilmiş olup, bu tarihten itibaren bildirimlerinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca yani çalışma sürekli ise, işe giriş bildirgesi verilmiş olmakla artık bildirgenin verildiği tarihten önceki dönem yönünden hak düşürücü süre oluşmayacaktır.
Yapılacak iş, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği ve davada hakdüşürücü süreden sözedilemeyeceği nazara alınarak, Kurum tarafından gönderildiği belirtilen ancak dosya içerisinde bulunmayan davalı ... ...'e ait işyeri dönem bordrolarını dosya içerisine almak, eğer yoksa yada gönderilmemişse tekrar Kurumdan istemek, diğer davalı şirket nezdinde çalıştığı anlaşılan ve tanık olarak dinlenen kişilerin davalı ... ... nezdindede çalışıp çalışmadıklarını tespit etmek ve araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.