2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi nezdinde sigortalı ---------İle imzalanan poliçe kapsamında sigortalıya ait ------- adresinde kurulu işyerinin teminat altına alındığı, 26/01/2009 tarihinde sigortalı işyerinde mevcut silolardan bir tanesinin 50 cm yana yatarak hasara uğradığı, yapılan inceleme ve teknik veriler değerlendirildiğinde hasara uğrayan silonun projesinin davalı yan tarafından yanlış hesaplandığı ve hatalı projeye uygun olarak yapılan montajın hasara sebebiyet verdiğinin tespit edildiği, silonun hesapları incelendiğinde silonun çalışma koşullarının, davalı yanca göz önüne alınmadığının görüldüğü, hesaplarda sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak çekme ve eğilme momenti hesapları yapıldığı ancak hem emniyet katsayılarının düşük alındığı hem de genleşme ve büzüşme ile ilgili bir hesap yapılmadığı, ayrıca yine titreşim hesabı ve rezonans kontrolü yapılmadığının tespit edildiği, davalı tarafından, silonun bölge şartlarına ve özellikle titreşime dayanaklı olacak şekilde projelendirilmesi ve imalatı gerekli iken bu hususlara dikkat edilmeden tasarlanması sonucunda hasar meydana geldiği ve hasar neticesinde teminat kaspsamında bulunan dozaj ve ölçüm sisteminde ----- TL zarar ortaya çıktığı, -----euro karşlığı 21.370,00 TL muafiyet uygulandıktan sonra ------- tarihinde sigortalıya -----TL tazminat ödemesi yapıldığından bahisle dava dışı sigortalıya ödenen tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yapılan yargılama sırasında dava dilekçesini tekrar etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı yanca teminat altında bulunduğu bildirilen --------- mevkii merkez Muş adresinde kurulu çimento fabrikasında silo stadtik hesaplarını yaparak projesini hazırlandığı, ancak--------- tarihinde silolardan bir tanesinin yana yatmak suretiyle hasarlandığı, hasarın proje hesaplarının yanlış olmasından kaynaklandığını iddia etmiş ise de meydana gelen hasarın hesaplanmalardan kaynaklanmadığı, müvekkilinin yapmış olduğu çalışmada hesapların sonlu elemanlar metodu ile yapıldığını ve tüm kritik noktaların gözden geçirildiğini, silonun hasar gördüğü anda toz kömür doluluk oranının %60 civarında olduğu ve 3 noktadan hassas tartıya oturtulduğunu, hassas tartının ise betonarme yapıya oturtulduğunu, davacı şirketin ise titreşim hesabı yapılmadığı ve projenin bilge şartlarına uygun yapılmadığını iddia ettiğini, ancak yapının titreşim hesabına ihtiyacı olmadığı, titreşim yapan bir ekipman bulunmadığı, toz kömürün siloya dolması sırasında oluşan dinamik bir etkinin hesapta göz önüne alınmayacak mertebede olduğu, ayrıca yapının sıcaklık değişimden etkilenmesinin söz konusu olmadığı, çelik malzemenin ısı iletkenliğinin yüksek olmasından dolayı sıcaklık değişiminin bölgesel değil tüm yapı için oluştuğu, üniform sıcaklık değişikliklerinin yapının tümünde mesnetlerdeki hareketlilik ile alınarak ilave bir yük oluşturmadığı, yapının bulunduğu bilgede dinamik etki yaratan ekipmanlar bulunduğu, kömür ve farih değirmenlerinin siloya yakın yüksek titireşimli ekipmanlar olduğunu, bu ekipmanların oluşturduğu titreşim, yapıların kendi temeli vasıtasıyla zemine aktarıldığı, temelleri ortak yapılmadığı sürece zeminden titreşim etkileri geçişi olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir, yargılama sırasında cevap dilekçesini tekrar etmiştir.
Dosya kapsamına ilişkin olarak taraf delilleri toplanmış ve dosya kapsamı üzerinde bilirkişi heyeti tarafından inceleme yaptırılmak suretiyle alınan 08/10/2013 tarihli teknik bilirkişi raporunda özetle; "..davacı tarafça olay yerinde yaptırılan ekspertiz incelemesi neticesinde sunulan raporda, yan yana duran iki adet silodan sağdakinin sağa doğru yaklaşık 50 cm kadar yattığı, siloların bulunduğu alana boşalan yaklaşık 50 ton toz kömür sebebiyle mahalde zorlukla nefes alındığı, hasarlı silonun altında bulunan dozaj sistemi ve ekipmanlarının da ağır biçimde hasarlı olduklarının gözlendiği, hasarın niteliğine göre silonun tamamen yenilenmesine gerek bulunmadığı, silonun doğrultulduktan sonra hasarlı kısımlarının kesilmesi ve bu kısımların yeniden imal edilmesinin yeterli olacağı kanaatine varıldığı, hasarın silodaki hesaplama patasından kaynaklanması nedeniyle silo onarımına ilişkin bedellerin teminat dışında olduğu, silonun yan yatması neticesinde altında bulunan dozajlama sisteminin ağır hasar gördüğü, ancak sistemin tamamen yenilenmesi gerekmediği, silodan boşalan kömüre ilişkin zarar bedelinin de teminat kapsamında olmadığı, buna göre teminat kapsamındaki zarar miktarının 88.760,20 TL olduğu kanaatine varıldığının bildirildiği, ----- tarafından düzenlenen teknik raporda elverişsiz etki oluşturacak tüm yükler hesaba katılarak yapılan kontrol ve mukayese hesapları sonucunda yapılmış olan toz kömür silosunun statik projesi, eleman mukavemeti ve stabilitesi, deformasyonlar ve kaynaklı birleşimler bakımından yeterli boyutlandırıldığının yer aldığı, kendilerinin yaptığı değerlendirmeye göre, hasar gören silonun projeye uygun yapıldığı, hasarın meydana geldiği anda silonun doluluk oranının %60 oranında olduğu, aşırı yüklemenin söz konusu olmadığı, hasarın, mesnetlerden birinin siloyu yırtarak, içine göçmesi sonucunda sonucu meydana geldiği, dolayısıyla mesnet bölgesinde kullanılan malzemenin hatalı olmasından kaynaklandığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce alınan raporun yeterli olmaması ve teknik yönden ayrıntılı gerekçelendirme yapılmadığından bahisle yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak alınan 19/02/2015 tarihli raporda özetle; dava konusu olan silodaki hasarın silonun bir mesnet bölgesindeki malzemesinin yırtılması ile meydana-----tarafından siloya ilişkin olarak statik hesaplamalar yapıldığı, analiz sonuçlarının siloda ortaya çıkan tüm gerilmeleri ve mertebelerini gösterdiğini, analiz sonuçlarına göre silo projesinin doğru olduğu, kömür öğütme değirmeninde oluşan titreşimin siloyu etkileyebileceği, ancak analiz sonuçlarına göre değirmenden gelen titreşim periyodunun, silo titreşim periyodundan daha yüksek olduğu, dolayısıyla silonun bir titreşim rezonasından bahsedilemeyeceği, her ne kadar davacı tarafça genleşme veya büzüşme ile ile ilgili hesap yapılmadığı beyan edildiği, siloda kullanılan çelik malzemenin dış ortamın sıcaklıkları nedeniyle genleşmesi ve büzüşmenin söz konusu konusu olduğu, ancak termik gerilmelerin hasara neden olması halinde öncelikli olarak kaynak edilen bölgelerinde yırtılmaların meydana gelmesi gerektiği ancak böyle bir hasar söz konusu olmadığı, bir önceki bilirkişi heyeti tarafından malzemeden kaynaklı olduğu söylenilmiş ise de dosya kapsamında malzemeye ilişkin herhangi bir analiz bulunmadığı, bu nedenle de malzemeden kaynaklandığının söylenemeyeceği, hasar raporunda yaklaşık 50 ton kömürün silodan boşaldığının belirtildiği, bunun da kontrolsüz malzeme akışının meydana geldiğini gösterdiği, bu durumun silolarda sıklıkla yaşanan bir problem olduğu, malzemenin kontrolsüz boşalması nedeniyle dinamik kuvvetlerin etkisinin büyük olabileceği ve akabinde eşit olmayan malzeme dağılımının siloyu devirmeye çalışabileceği, bunun sonucunda da silonun bir mesnedi üzerine çok daha fazla yüklenmesine sebep olunabileceği, mesned bölgesindeki malzeme mukavementinin kuvvetli olmaması halinde de yırtılmalar olabileceği, bu durumun hesaplamalarda dikkate alınması gerektiği,-------- tarafından yapılan analizde yük ve dinamik hesaplamalar yapılmadığı, dolayısıyla davaya konu hasarda mesnet üzerine gelen bir yük/kuvvet mesnetin silo gövdesini delmeye neden olduğu, bu nedenle silo projesinde bu problemi dikkate alacak hesapların yapılması gerektiği ve bunun sonucunda da silonun mevcut projesinin malzeme özellik ve boyutlarının karşılaştırılması gerektiği, hasarın bilonun bir mesnet bölgesindeki malzemesinin yırtılması ile meydan geldiği, bu bölgedeki sil malzemesinin tesir eden kuvvet ve yükler karşısında yeterli dayanıma sahip olmadığı, statik yükler bakımından yapılan hesaplamalara göre silonun projesine uygun olduğu, ancak silonun ani boşalması şartlarında dinamik davranışına ilişkin analiz yapılmadığı ancak analiz yapılması ve akabinde analiz sonuçları ile silo projesinin karşılaştırılarak malzeme ve boyutlandırmanın uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Davacı tarafın beyanları ile davalı tarafın itirazları dikkate alınarak daha önce alınan bilirkişi raporlarındaki farklı görüşlerinde değerlendirilmesi için Mahkememizce oluşturulan yeni bilirkişi heyetinden alınan 23/11/2015 tarihli bilirkişi raporunda özetle;---------- tarafından yapılan analizin incelenmesi neticesinde, silo ve siloyu taşıyan konstrüksüyonun periyodunun değirmenin periyodundan oldukça aşağıda kalması nedeniyle titreşimin siloda elverişsiz bir etki meydana getirmeyeceği, statik proje bakımından statik yüklerin değerleri ve emniyet katsayıları silo tasarımı için geçerli olacak standartlardan alındığını, elde edilen analiz sonuçlarında silo projesinde seçilen malzeme ve boyutlandırmanın uygun olduğu, davacı tarafça iddia edilen büzüşme ve genleşme bakımından ise, gerilmenin hasara sebebiyet vermesi halinde kaynak bölgelerinde yırtılmanın olması gerektiği, ancak böyle bir hasar bulunmadığından kaynak bölgelerinde de hesaplama hatasının bulunmadığı, malzeme bölgesinde kullanılan malzemenin hatalı olduğuna dair dosya içerisinde herhangi bir belge ve bilgi de bulunmadığı, bu nedenle malzeme hatasından kaynaklandığının söylenemeyeceği, silo çeperlerine uygulanan basıncın malzemenin sükunet halinde olması ile hareket halinde olması hallerinde farklı değerlere ulaşacağı, akış başlangıcında basıncın değiştiği ve belirli bölgelerde lokal olarak geçici bir süre oldukça yüksek değerlere ulaşacağı, eksper raporuna göre yaklaşık 50 ton kömürün silodan olay anında boşaldığının belirlenmesi nedeniyle hasarın kontrolsüz malzeme akışından meydana geldiği, malzemenin kontrolsüz boşalması esnasında dinamik kuvvetlerin etkisinin çok büyük olabileceği ve silodaki malzemenin eşit olmayan yük dağılımı meydana getirerek silonun devrilmesine neden olabileceği, yer çekiminin etkisinde olan silonun boşaltılmasının ekonomik ve kolay bir yol olduğu, silo tabanında huni oluşturarak bunun sağlanabildiği, alttaki huni şeklinin silodan malzeme alımı sırasında malzemenin huni ağzına doğru yönelmesini ve yaklaşmasını sağlayacağı, silo tıkanıklıklarının karşılaşılan en önemli sorunlardan olduğu, tıkanıklık nedeniyle silonun mesnedi üzerine çok fazla yüklenmesine sebep olunabileceği, silonun içindeki malzemenin üstten gelen malzeme tarafından basınca maruz kalacağı, bu basınç nedeniyle malzemenin dayanım kazanacağı, hasarın meydana gelişi bakımından silonun bir mesnet üzerine 50 cm yan yatmış olması, silonun dolumu esnasında içerisinde bulunan kömür tozlarının ıslak olması neticesinde silo duvar iç çeperlerine yapışarak silonun yan tarafında huni biçiminde bir tıkanıklık oluşmasına neden olduğu ve silonun mesnedi üzerine daha fazla yüklenmesine sebebiyet vererek mesnet üzerine gelen bu yük ve kuvvetlerin mesnedin silo gövdesini delmeye yol açtığının anlaşıldığı, silodaki hasarın silo mesnet bölgesindeki malzemenin yırtılması ile meydana geldiği, bu bölgedeki silo malzemesinin tesir eden kuvvet ve yükler karşısında yeterli dayanıma sahip olmadığı, silonun kurulumu esnasında kullanımından ortaya çıkabilecek sorunların çözümü için alınacak önlem ve tedbirlerin yerine getirilmesindeki teknik mevzuatın sorumluluğunun davalının yükümlülüğünde olduğu ve kullanım esnasında ortaya çıkabilecek düzensiz akım, ayrışma, silo içerisinde malzeme kalması, malzemenin ani akımı sonucu oluşan sarsıntılar ve titreşimler yada malzemenin hiç akmaması gibi unsurları giderecek önlemlerin davalı tarafça alınmaması nedeniyle davalının meydana gelen hasardan sorumlu olduğu, sigortalıya ödenen bedelin hasarın niteliği itibariyle kadri maruf olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; talebin davalı tarafça yapılan silo sisteminin kurulu bulunduğu, davalıya sigortalı iş yerinde meydana gelen hasar nedeniyle dava dışı sigortalıya ödenen bedelin rücuan tahsili olduğu, davacı tarafça hasarın davalı tarafça yapılan silo sisteminden kaynaklı olduğunun iddia edildiği, davalı tarafça silonun projesine uygun yapıldığı herhangi bir hesaplama hatası bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Öncelikle davacının hak talebinin sigorta poliçesine dayanması nedeniyle poliçede dain murtehin olan NBG Bank Malta Limited Şirketi tarafından Mahkememize gönderilen yazıda dava dışı sigortalının kullanmış olduğu krediler nedeniyle herhangi bir borcunun bulunmadığı, sigorta tazminatının dava dışı sigortalıya ödendiği tarihte verilmiş herhangi bir muvafakatlerinin bulunmadığını bildirdiği, bu hali ile dava dışı sigortalının kredi borcu bulunmaması nedeniyle dain mürtehin olan şirketin poliçe teminatı üzerinde hakkı kalmadığı ve dosyamız davacısının aktif husumetinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Mahkememiz dosya kapsamına alınan 08/10/2013 tarihli teknik bilirkişi raporunda hasarın silonun malzeme kısmında kullanılan malzemenin hatalı olmasından kaynaklandığı kanaatine varılmış ise de, söz konusu kanaati doğrular herhangi bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında bulunmadığının alınan diğer bilirkişi raporları ile gerekçelendirilerek açıklandığı anlaşılmakla hüküm kurulurken dikkate alınmamıştır. Dosyamız kapsamına alınan 19/02/2015 ve 23/11/2015 tarihli bilirkişi heyet raporlarında tarafların iddia ve savunmalarının ayrıntılı olarak gerekçelendirilerek değerlendirildiği, alınan her iki rapora göre hasarın, siloda kullanılan malzemeden kaynaklı olmadığı, ayrıca silonun bulunduğu bölgedeki titreşimden de kaynaklı olmadığı, statik analizler neticesinde silonun statik olarak projesine uygun olduğu, hasarın silodaki tıkanmadan kaynaklandığı ortak kanaat olarak bildirilmiştir. Her ne kadar 19/02/2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda siloya malzeme akışı anına ilişkin olarak dinamik güçler bakımından analiz yapılması gerektiği kanaatine varılmış ise de, davaya konu silonun uğradığı hasardan sonra onarıldığı ve söz konusu analizin yapılmasının mahkememiz kanaatine göre mümkün olmadığı, ayrıca alınan 23/11/2015 tarihli bilirkişi heyet raporu ile de malzeme akışı ve sonuçlarının denetime elverişli şekilde ve gerekçelendirilerek değerlendirildiği, yapılan değerlendirme neticesinde de hasarın, silonun dolumu esnasında içerisinde bulunan kömür tozlarının ıslak olması neticesinde silo duvar iç çeperlerine yapışarak silonun yan tarafında huni biçiminde bir tıkanıklık oluşması ve silonun mesnedi üzerine daha fazla yüklenmesine sebebiyet vererek mesnet üzerine gelen yük ve kuvvetlerin mesnedin silo gövdesinin delinmesine yol açtığı, silodaki hasarın silo mesnet bölgesindeki malzemenin yırtılması ile meydana geldiği, bu bölgedeki silo malzemesinin tesir eden kuvvet ve yükler karşısında yeterli dayanıma sahip olmamasından kaynaklandığı, kullanım esnasında ortaya çıkabilecek düzensiz akım, ayrışma, silo içerisinde malzeme kalması, malzemenin ani akımı sonucu oluşan sarsıntılar ve titreşimler yada malzemenin hiç akmaması gibi unsurları giderecek önlemlerin davalı tarafça alınması gerekirken davalının söz konusu önlemleri dikkate almadığı, bu hali ile doğan zarardan davalının sorumlu olduğu ve ispat olunan davanın kabulüne karar vermek gerektiği yönünde oluşan tam ve bağımsız vicdani kanaat ile aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KABULÜ ile; 88.760,00 TL'nin ödeme tarihi olan 13/05/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2.Alınması gereken karar ve ilam harcı 6063,20 TL olduğundan peşin alınan 1318,10 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 4.745,10 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3.Davacı tarafça iş bu dava için yapılan 1.318,10 TL peşin harç, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti ile 109,40 TL tebligat ve posta giderinden ibaret toplam 6.927,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4.Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin davalı yan üzerinde bırakılmasına,
5.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 9.850,80 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6.Davacı tarafça yatırılan gider avansından kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra arta kalan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul BAM nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 21/02/2019