2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2018/8199 E. , 2019/4198 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davasıdır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile davalı kadın yararına nafaka, maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir. Hükmün davalı erkek tarafından istinaf edilmesi üzerine, bölge adliye mahkemesince dava dilekçesinde vakıa ileri sürülmediğinden bahisle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesi, mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilir (HMK m. 122). Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ya da davalının cevap vermemesi halinde beklenmeksizin mahkemece ön inceleme duruşma günü belirlenir ve taraflar ön inceleme duruşmasına davet edilir (HMK m. 139). Dava dilekçesi, davalı erkeğe doğrudan mernis adresinde Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmiştir. Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır (Tebligat Kanunu m. 10/1). Adres kayıt sisteminde bulunan adresin bilinen en son adres olarak kabul edilebilmesi için bilinen en son adrese tebligat yapılamamış olması veya bu adresin tebliğe elverişli olmaması halinde mümkündür. Bilinen en son adresin tebliğe elverişli olmadığı anlaşılmadan veya bu adreste tebligat yapılmadığı görülmeden doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince tebligatın yapılması, yapılan tebligatı usulsüz kılar (Tebligat Kanunu m.10/2). Bu bakımdan dava dilekçesinin, tebligat zarfında davalının bilinen adresine tebliğ için gönderilmesi, tebligatın yapılamaması halinde Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesi uyarınca sistemdeki adresin bilinen en son adres olduğu kabul edilerek buna göre tebligatın çıkarılması, bu şekilde davalıya dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi gerekmektedir. Davalı erkeğe dava dilekçesinin tebliği usulsüzdür. Usulsüz tebligat cevap süresini başlatmayacağından davalı tarafın dosyaya sunduğu 07.12.2015 tarihli cevap dilekçesi niteliğindeki dilekçesinin davacı kadına tebliğ edilmesi ve dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının usulüne uygun şekilde tamamlanmasından sonra ön inceleme yapılması gerekirken, hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek şekilde yargılama yapılarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.