Esas No
E. 2018/10435
Karar No
K. 2018/17359
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2018/10435 E.  ,  2018/17359 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R

Davacı 3. kişi vekili; takip borçlusu ...'ın davacı şirketin % 40 oranında ortağı olduğunu, ancak tek başına imza yetkisi olmadığını, ortakların şahsi borcundan dolayı şirket mallarının haczedilemeyeceğini, 16/04/2012 tarihinde yapılan haciz sırasında haczedilen menkullerin 3. kişiye ait olduğunu iddia ederek davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından sunulan faturalarla defter kayıtlarının birbirini teyit ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, istihkak iddiasının kabulü ile; davaya konu mallar yönünden takibin durdurulmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.

Dava konusu haciz, ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmış olup, borçlu da haciz sırasında hazır bulunmuştur. Buna göre, İİK'nın 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.

Davacı 3. kişi delil olarak,davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarına, şirkete ait kapasite raporlarına, faturalara, şirkete ait vergi levhasına dayanmıştır. Davacı tarafından sunulan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı ve ayırt edici niteliği bulunmayan faturalar, yasal karinenin aksini ispata yeterli bulunmadığı gibi istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmezler.

Öte yandan, davacı 3. kişi vekili, borcun, şirketin yüzde 40 oranında ortağı konumunda bulunan ...'ın şahsi borcundan doğduğunu, şirket ortaklarının şahsi borçlarından dolayı şirket mallarının haczedilemeyeceğini iddia etmişse de, borç miktarı da nazara alındığında, borcun şirket ortağı Ömer'in şahsi borcu olduğuna dair iddiasını da ispatlayamamıştır. O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Kabule göre de, 11.07.2012 tarihinde davaya konu mahcuzların satılarak paraya çevrilmesine karar verildiği ve bu doğrultuda malların bulunduğu yer olan Küçükçekmece 1.

İcra Müdürlüğüne talimat yazıldığı, talimat uyarınca yapılan ihale sonucu, borçluya ait menkullerin 133.500,00 TL'ye alacağa mahsuben alacaklıya ihale olunduğu, gerekli vergilerin yatırıldığı ve bu doğrultuda davanın bedele dönüştüğü hususu da gözetilmeyerek dava konusu menkuller üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nin 366 ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine

16.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.