Hukuk Genel Kurulu
Hukuk Genel Kurulu 2012/5-682 E. , 2013/153 K.KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMANIN ÖNLENMESİ VE YIKIM İSTEMİ
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi ve yıkım istemine ilişkindir.
Davacı vekili, maliki olduğu 351 parsel sayılı taşınmazından davalı tarafından sulama kanalı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atıldığını ileri sürerek, el atmanın önlenmesi ve yıkım isteminde bulunmuştur. Davalı Pamukova Sulama Birliği davanın husumetten reddini istemiş; davaya dahil edilen davalı DSİ vekili de, hak düşürücü sürenin geçtiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının taşınmazına kamulaştırmasız el atıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hükmün davalılar tarafından temyizi üzerine Özel Dairece yukarıya başlık bölümüne metni aynen alınan gerekçe ile hüküm bozulmuştur. Yerel Mahkemece, davalı P. Sulama Birliği aleyhinde açılan davanın husumetten reddine; diğer davalıya karşı açılan davanın ise kabulüne karar verilerek, önceki kararda direnilmiştir.Direnme kararını temyize dahili davalı DSİ getirmiştir.
İşin esasına geçilmeden önce, dava dilekçesinde davalı taraf olarak gösterilmemesine rağmen davalı olarak DSİ'nin davaya dahil edilmesinin usule uygun olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmış, sonuç olarak davanın DSİ'ye de teşmil edilerek görülmesinde, usul hukuku ve usul ekonomisi ile davanın niteliği itibariyle bir engel olmadığı sonucuna varılmıştır.
İşin esasına gelince, Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, 5999 sayılı yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen geçici 6. madde uyarınca davacıya talebi açıklattırılmak suretiyle yeni düzenleme doğrultusunda işlem yapılarak sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere 30.06.2010 tarihinde yayımlanan 5999 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen geçici 6.maddede; “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, malik tarafından ilgili idareden tazminat talebinde bulunulması halinde, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi esastır.”
6.fıkra da; “ İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği veya ikinci fıkradaki sürenin uzlaşmaya davet olmaksızın sona erdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde malik tarafından sadece tazminat davası açılabilir. ” hükmü getirilmiştir. Madde metnine bakıldığında kamulaştırmasız el atmada mülkiyet hakkı ihlal edilen kimsenin tazminat istemesi halinde, öncelikle uzlaşma yoluna gidileceği belirtilmektedir. Öte yandan, 16.05.1956 Tarih, 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere kamulaştırmasız el atma halinde, dilenirse el atmanın önlenmesi davası açılabilecektir. Öyle ise, kamulaştırmasız el atma halinde tazminat veya el atmanın önlenmesi davası açılmasına engel bulunmamaktadır.
Kaldı ki, 5999 sayılı yasa ile getirilen geçici 6.maddenin 6.fıkrasının 1.cümlesinde yer alan “...sadece tazminat davası açılabilir.” cümlesindeki “sadece” ibaresi de Anayasa Mahkemesi'nin 01.11.2012 tarih, 2012/169 Karar sayılı ilamı ile iptal edilmiş, ancak iptal kararı henüz yürürlüğe girmemiştir.
Somut olayda; davacı yan, maliki olduğu 351 parsel sayılı taşınmazdan davalılar tarafından sulama kanalı geçirmek suretiyle, taşınmazına kamulaştırmasız el atıldığı iddiası ile mülkiyet hakkına dayalı olarak el atmanın önlenmesi isteminde bulunduğuna, tazminat istemediğine göre, eldeki davada tazminat istemi halinde gözetilecek olan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na 5999 sayılı yasa ile eklenen geçici 6.maddenin uygulama olanağı bulunmamaktadır. Yerel Mahkemenin direnme kararı bu yöne ilişkin olarak yerindedir. Ne var ki, işin esasına yönelik diğer temyiz itirazları Özel Dairece inlenmemiştir.