12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2013/13042 E. , 2013/21986 K.
"İçtihat Metni"
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını ve takip dayanağı senedin kambiyo vasfında olmadığını ileri sürerek takibin iptalini istediği anlaşılmıştır.
TTK. nun 688. maddesi uyarınca, vade bononun unsurlarından olsa da aynı kanunun 689/2. maddesi gereğince vadesi gösterilmemiş bir bono görüldüğünde ödenmesi şart bir bono sayılır.
TTK.nun 690. maddesi göndermesi ile bonolarda da uygulanması gereken aynı Kanunun 616. maddesine göre ise görüldüğünde ödenecek bononun tanzim tarihinden itibaren bir yıl içinde ödenmek üzere ibrazı zorunludur. Bir başka anlatımla vade unsurunu taşımayan senedin, TTK. nun 616. maddesinde belirtildiği üzere görüldüğünde ödenecek bono olarak düzenlendiğinin kabulü gerekeceğinden, bu eksiklik senedin bono olma vasfına etkili değildir. Vadesi gösterilmemiş bononun bir yıl içinde ibraz edilmemiş olması zamanaşımının müddeti dolmadıkça senet keşidecisini sorumluluktan kurtarmaz. Senedin süresi içinde, yani keşide tarihinden itibaren bir yıl içinde ibraz edilmemesi vadenin geçirilmesi hükmünde olup, bu halde rücu hakkı düşer. Yani bono borçluları olan cirantalara ve avalistlere müracaat edilemez. Fakat zamanaşımı süresi dolmadıkça senedi tanzim eden borçlu sorumlu kalır.(Poroy/Tekinalp; Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, Genişletilmiş 15.bası, s.121, İstanbul 2001) O halde mahkemece, takibin dayanağı belgenin vadesi gösterilmediği için bono vasfı olmadığı gerekçesi ile takibin iptaline karar verilmesi doğru değildir.
Ancak icra takibinin dayanağı olan ve borçlu tarafından imzalı 21.07.2011 tarihli emre muharrer senet başlıklı belgede “ 21.07.2011 tarihli tütün ürünleri satım ve satış ünitesi sözleşmesi ve eklerinin hükümlerini aynen kabul ettiğimi, bu sözleşme hükümlerinin her ne suretle olursa olsun tarafımdan ihlal edildiğinin bildirilmesi halinde bu emre muharrer senedimin hakkında aynen ve tamamen tatbik edileceğine rıza ve muvafakatımı beyan ederim.
Sözleşmeyi ihlal ettiğim veya aşağıda belirttiğim miktarın ödenmesi ve ödeme tarihi tarafıma ihtarname ile bildirildiği taktirde, sözleşmede yazılı cezai şart miktarı ve toplam tadilat ve yatırım miktarı olan 16.000 TL'yi ayrıca protesto keşidesine ve hüküm ihtihsaline hacet kalmaksızın kayıtsız şartsız nakden ve defaten ödeyeceğimi kabul ederim...” ibarelerinin bulunduğu görülmüştür.
Yukarıda bahsedilen ibareden, takip dayanağı bononun taraflar arasındaki satım ve satış sözleşmesinden dolayı verildiğini ve şarta bağlandığını göstermektedir. Bu durumda belge,
TTK'nun 688/2.maddesinde yer alan kayıtsız şartsız havale koşulunu taşımamaktadır. Bononun şarta bağlı olması sebebiyle şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti yargılamayı gerektirmektedir. Bu durumda mahkemece itirazın bu nedenle kabulü ile İİK'nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile iptaline karar verilmesi doğru değil ise de, sonuçta şikayetin kabulüne karar verildiğinden sonucu doğru hükmün onanması gerekmiştir. Öte yandan,
HMK.nun 297. maddesinin (1). fıkrasının e bendi gereği hükümde “ gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup kanunun bu emredici hükmüne ayrkırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 24,30 TL onama harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.