2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2018/4749 E. , 2019/4693 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
KARAR DÜZELTME İSTEYEN : Davacı
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; bozulmasına dair Dairemizin 29/03/2018 gün ve 2016/14782-2018/4246 sayılı ilamıyla ilgili davacı erkek tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2014 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Davacı erkek tarafından açılan boşanma davasının ( TMK m. 166/1) yapılan yargılaması sonunda, mahkemece eşine hakaretlerde bulunan ve ailesinin de eşine karşı kötü söylemlerinde davacı eşinin yanında bulunmayan davalı kadının, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tamamen kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların boşanmalarına karar verilmiş, verilen karar davalı kadın tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2016/14782 esas 2018/4246 karar sayılı ilamı ile "... Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin devamı eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle davanın reddi gerekirken, yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır." şeklindeki gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı erkek tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. Dosyanın yeniden yapılan incelemesinde, mahkemece davalı kadına kusur olarak yüklenen hakaret vakıasına davacı erkeğin dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında usulünce dayanmadığı, bu nedenle usulünce dayanılmayan bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Yine davalı kadına kusur olarak yüklenen ailesinin erkeğe karşı kötü söylemlerine sessiz kaldığı vakıası yönünden ise davacı erkek tarafından davalı kadın aleyhine Mersin 6. Aile Mahkemesinde 2014/37 esas sayılı dosya ile açılan ve geçimsizliğin ispatlanamadığı gerekçesiyle retle sonuçlanan 26.01.2016 kesinleşme tarihli önceki boşanma davasının açıldığı 20.01.2014 tarihinden bu yana tarafların ayrı yaşadıkları, dosya kapsamından ayrı yaşanılan bu döneme ilişkin olarak davalı kadının ailesinin erkeğe karşı kötü söylemlerine sessiz kaldığı vakıasının kanıtlanamadığı gibi kusurlu başka bir davranışının da ispatlanamadığı anlaşılmaktadır Türk Medeni Kanunu'nun 166/1- 2. maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa davalı kadının atfı kabil bir kusurunun varlığı ispatlanamamıştır. Davacı erkeğin de kusurlu bir davranışı bulunmamaktadır. Bu itibarla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde boşanmaya karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde hüküm bu şekilde bozulacakken davacı erkeğin tamemen kusurlu olduğu belirtilerek bozma yapılması hatalı olmuştur. Bu bakımdan davacının karar düzeltme talebi haklı ve yerinde olduğundan kabulüne, Dairemizin bozma ilamının kaldırılmasına, yukarıdaki şekilde yerel mahkeme kararının değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.