Esas No
E. 2012/25229
Karar No
K. 2013/5892
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2012/25229 E.  ,  2013/5892 K.

"İçtihat Metni".....

Davacı Kurum, iş bu dava ile iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirin %25’inin 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. maddeleri uyarınca tahsilini istemiş, birleşen 2007/80 esas sayılı dava ile de yapılan masrafların %25’inin 506 sayılı Yasanın 26. Maddesi uyarınca tahsilini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, bozmaya uyularak yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı ile her iki davalının ortak avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum avukatının tüm, davalıların ortak avukatının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2.Dava, iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, mahkemece verilen önceki hüküm, Dairemizin 31.01.2012 tarihli 2011/12559 E. 2012/1169 K. sayılı ilamıyla “Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 26. maddesinde ki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26. maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, ilk peşin değerli gelirler ile harcama ve ödemelerin; tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı kısmına hükmedilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...Somut olayda, davalı işveren şirkete %50, davalı ...’ya %15, sigortalıya %35 oranında kusur izafe edilen 20.07.2009 tarihli üç kişilik kusur raporunun hükme dayanak kılınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer taraftan, 506 Sayılı Yasanın 9. maddesi “......şveren çalıştıracağı kimseleri, işe ./... -2- başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli-taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır...” hükmünü içermektedir. Anılan yasanın 10. maddesi ise “Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde Kuruma bildirilmemesi halinde bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde ilgililerin sigorta yardımları Kurumca sağlanır. Sigortalı çalıştırmaya başlandığı Kuruma bildirilmiş veya bu husus Kurumca tespit edilmiş olmakla beraber, yeniden işe alınan sigortalılardan, süresi içinde Kuruma bildirilmeyenler için de, iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde gerekli sigorta yardımları Kurumca sağlanır. Ancak, yukarıdaki fıkralarda belirtilen sigorta olayları için Kurumca yapılan ve ilerde yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile, gelir bağlanırsa bu gelirlerin 22 nci maddede sözü geçen tarifeye göre hesap edilecek sermaye değerleri tutarı, 26 ncı maddede yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir.” hükmünü öngörmektedir.

Ancak, temyize konu asıl rücu davasının aynı zamanda 506 Sayılı Yasanın 10. maddesine yönelik bulunmasına rağmen, 10. madde koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususu yöntemince araştırılıp belirlenmeden, anılan yasanın 10. maddesindeki sorumluluk koşullarının gerçekleşmesi halinde ise, Borçlar Kanunu’nun 43 ve 44. maddelerine göre %50 oranından aşağı olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak davalı işveren şirketin rücu sorumluluk oranının belirlenmesi gereğinin gözetilmemesi, yine masrafa ilişkin olarak 506 Sayılı Yasanın 26. maddesine göre açılıp iş bu dava ile birleştirilen 2007/80 Esas sayılı dava hakkında olumlu yada olumsuz bir hüküm kurulmamış olması ve Anayasa Mahkemesi iptal kararı çerçevesinde her hangi bir değerlendirme yapılmamış olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.” gerekçesiyle bozulmuştur.

Bozma sonrası sürdürülen yargılama sürecinde; kazanın 27.09.2002 tarihinde meydana geldiği, işe giriş tarihinin müfettiş tarafından 01.09.2002 tarihi olarak belirlenip, giriş bildirgesinin 01.09.2002 başlangıç tarihiyle kazadan sonra 30.09.2002 tarihinde Kuruma intikal ettiği gözetilerek 10. Maddenin varlığının kabul edilmesinde ve anılan madde kapsamında işveren sorumluluğunun %82,5 olarak belirlenmiş olmasında ve Anayasa Mahkemesi İptal Kararı gözetilerek yargılama yapılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, temyize konu dava, ilk rücu davası olup, %25 oranındaki istem gözetilerek asıl davada ilk peşin değerli gelirlerin, birleşen davada ise masrafların bu orana karşılık gelen tutarları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ../... -3- bozma sonrası ıslah talebinde bulunulamayacağı hususu göz ardı edilerek % 82,5 oranındaki kusura göre ileri sürülen ıslah talebine konu tutarlar yönünden gerek asıl davanın gerekse birleşen davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.

SONUÇ : Hüküm fıkrasının (1) no’lu bendinin ikinci satırında yer alan “73.923.80” rakamlarının silinerek yerine “22.401,16” rakamlarının yazılmasına, aynı bendin üçüncü satırında yer alan “4.391.07” rakamlarının silinerek yerine “1.330,63” rakamlarının yazılmasına, aynı bendin beşinci satırında yer alan “7.963.90” rakamlarının silinerek yerine “2.688,14” rakamlarının yazılmasına, (2) no’lu bendin ilk satırında yer alan “15.645.10” rakamlarının silinerek yerine “4.740,95” rakamlarının yazılmasına, aynı bendin dördüncü satırında yer alan “929.31” rakamlarının silinerek yerine “281,61” rakamlarının yazılmasına, aynı bendin altıncı satırında yer alan “1.877.41” rakamlarının silinerek yerine “568,91” rakamlarının yazılmasına, kısa kararın da bu şekilde düzeltilmesine ve kararın bu biçimiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan alınmasına, 26.03.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.

........

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.