(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2013/13322 E. , 2013/13856 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tahliye
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kiralananın tahliyesi ve kira alacağının tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece kiralananın tahliyesine, alacak yönünden bu talepten feragat edilmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, 7.6.2013 günlü açıklama dilekçesinde 7.9.2011 günlü noter ihtarı ile taraflar arasındaki kira akdinin 22.10.2011 tarihinde sona ereceğinin ve akdin yenilenmeyeceğinin davalıya bildirilmesine rağmen davalı tarafça kiralananın tahliye edilmediğinden bahisle kiralananın tahliyesini talep etmiştir.
Davalı vekili tahliye şartlarının gerçekleşmediğinden bahisle davanın reddini savunmuş, mahkemece açılan tahliye davasının süresinde olup, kira kontratına göre kira döneminin bittiği ve tahliye şartlarının gerçekleştiğinin anlaşılması gerekçesiyle kiralananın tahliyesine karar verilmiştir. Taraflar arasında 22.10.2009 başlangıç tarihli bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesinin varlığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmaktadır. Dava konusu kiralanan berber dükkanı olarak kullanılmak üzere davalıya kiralanmıştır.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 4.bölümü kira sözleşmesi başlığını taşımakta olup, birinci ayırım genel hükümlerine ikinci ayrımı konut ve çatılı işyeri kiralarına, üçüncü ayırımı ise ürün kiralarına ilişkin yasal düzenlemelere ayrılmıştır. Kiralananın niteliği itibariyle konut ve çatılı işyeri kiraları ile ilgili yasal düzenlemenin olayımızda uygulanması gerekmektedir. Bu ayırımda tahliye davasının açılabilmesi için gerekli olan yasal şartlar sıralanmış, Türk Borçlar Kanununun 354.maddesinde ise dava yoluyla kira sözleşmesinin sona erdirilmesi sebeplerinin sınırlı sayıda olduğu belirtilmiştir.
Davacının dava sebebi olarak kira sözleşmesinin 22.10.2011 tarihine sona erdirileceğinin davalı tarafa bildirilmesi ile akdin fesih olunduğunun iddiası yukarıda açıklanan maddeler içerisinde yer almamaktadır. Türk Borçlar Kanununun 347.maddesinde de kiraya verenin sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremeyeceği hükme bağlanmış, ancak on yıllık uzayan sözleşmeler için ayrı bir yasal düzenleme getirmiştir. Davacı, Türk Borçlar Kanunun da düzenlenen genel hükümlere göre de, fesih hakkını kullanmadığından mahkemece yasal şartları taşımayan tahliye talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile tahliye kararı verilmesi doğru değildir. Ayrıca kabule göre de, alacak talebiyle ilgili olarak feragat sebebiyle bu taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğine göre, kendisini vekil ile temsil ettiren davalının vekalet ücretine ilişkin talebi ile ilgili olumlu olumsuz bir karar verilmemesi de hatalı olmuştur. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.