2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2019/11 E. , 2019/6591 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi, tedbir ve yoksulluk nafakasının miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Davalı- karşı davacı kadının tedbir ve yoksulluk nafakasının miktarına yönelik istinaf başvurusu bulunmaması nedeniyle, buna yönelik itirazlarının incelenmesi mümkün olmadığından temyiz dilekçesinin bu yönden reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı- karşı davacı kadının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a)İlk derece mahkemesince davacı-karşı davalı erkeğin sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle kusurlu olduğu, davalı-karşı davacı kadının ise kusurunun bulunmadığı kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş, istinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesince, davacı-karşı davalı erkeğin iddia edilen kusurlu davranışlarının ispatlanamadığı gerekçesiyle erkeğe kusur yüklenemeyeceği, her iki tarafın kusurunun bulunmadığı kabul edilmiştir. Hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı erkeğin güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu anlaşılmıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davacı-karşı davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde kusursuz olarak kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
b)Yukarıda (a) bendinde açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davacı-karşı davalı erkek tam kusurludur. Gerçekleşen bu durum karşısında, kişilik hakları zarar gören, mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen davalı-karşı davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin (1.) ve (2.) fıkrası gereğince uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde bu isteklerin reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.