12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2013/28988 E. , 2013/37352 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir 12. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/05/2013
NUMARASI : 2013/107-2013/426
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
31.12.2012 vadeli bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte İzmir icra dairelerinin yetkisine itiraz edilmiş, mahkemece İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.01.2013 tarihli ihtiyati haciz kararı olup İİK'nun 261.maddesine göre bu kararın infazının mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden istemek zorunduğu olduğu, bu nedenle takibin İzmir İcra Müdürlüğü'nde yapılmasında yasaya aykırı olmadığından istemin reddine karar vermiştir.
İİK.nun 50.maddesi göndermesiyle, bonoya dayalı olarak, borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde (HMK.
6.md.), bonoda öngörülen ödeme yerinde ancak, takip tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nun 689/3. maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, tanzim yerinin ödeme yeri olduğunun kabulü gerekeceğinden, bononun tanzim yerinde icra takibi yapılabilir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17.maddesinde ise; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen yeniliklerden bir tanesi de yetki sözleşmelerine ilişkin olup, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir.
Yetki sözleşmesine ilişkin olarak yapılan bu düzenlemede, tacirler veya kamu tüzel kişileri ile diğer kişiler, yetki sözleşmesi yapmak açısından birbirinden ayırdedilmiştir. Tacirler veya kamu tüzel kişileri kendi aralarındaki hukuki ilişkilerde hukuken eşit konumda sayılabilirler. Buna karşılık, tacirler veya kamu tüzel kişileri, gerçek kişiye göre, daha güçlü konumda bulunmaktadır. Daha zayıf konumda olan kimselerin daha güçlü olan tacir veya kamu tüzel kişilerine karşı korunma ihtiyacının ortaya çıkması nedeniyle kanun koyucu böyle bir düzenlemeye gitmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, yeni düzenlemeye bakıldığında, tacirler veya kamu tüzel kişileri dışındaki diğer kimselerin, kendi aralarında yetki sözleşmesi yapmaları da kabul edilmemiştir. Sözkonusu düzenleme ile ilgili olarak belirtilmesi gereken bir başka husus da, yetki sözleşmesi yapılmasında tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmaları aranmaktadır. Diğer bir anlatımla, maddedeki tacirden anlatılmak istenen, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır. Sözleşme konusunun ticari iş olması gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermemektedir. Somut olayda, alacaklının bonoya dayalı olarak 09.01.2013 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe başladığı görülmektedir. Buna göre takip tarihi itibariyle yürürlükte olan HMK.nun 17.maddesi muvacehesinde itirazın değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, icra takibinin İzmir 19.İcra Müdürlüğü'nde yapıldığı, takip dosyasında mahkemenin kararının aksine ihtiyati haciz kararı olmadığı gibi alacaklının da bu yönde bir savunmasının bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda mahkemenin yetkiye itirazın reddine ilişkin kararı yerinde değildir. Öte yandan takip dayanağı bonoda "İzmir" için yetki şartı var ise de, senette borçluların tacir olduklarına dair bir ibare bulunmadığı gibi bu yönde bir belge de sunulmamıştır. Bu nedenle mahkemece istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.