12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2013/2708 E. , 2013/11870 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Tavşanlı İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 03/12/2012
NUMARASI : 2012/126-2012/187
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK.nun 169-a/1. maddesi gereğince borçlu, icra mahkemesinde, borcun olmadığını veya itfa yahut imhal edildiğini resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat ettiği takdirde itirazın kabulüne karar verilir. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, sunulan ödeme belgesinin takip konusu borca ilişkin olarak verildiğinin kabul edilebilmesi için, belgede, takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunludur. Somut olayda, alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe başlandığı, borçlunun takibe konu edilen çeke ilişkin ödeme itirazında bulunduğu ve bu ödemeye ilişkin belgeler sunduğu, mahkemece istemin kabulüne karar verildiği görülmektedir. Yukarıda açıklanan madde gereğince, sunulan ödeme belgelerinde takip dayanağı senetlere açıkça atıf olması halinde bu ödemelerin takibe konu senede mahsuben yapıldığının kabulü zorunludur.
İbraz edilen 28.3.2011 tarihli tutanak (ibraname) başlıklı ibranamenin incelenmesinde, dava konusu çekin de bulunduğu dört adet çekin, borçlu şirket tarafından alacaklıya alacağa istinaden verildiği, aynı tarihli tahsilat makbuzu başlıklı belgede de dava konusu çekin de bulunduğu dört adet çeke ilişkin banka, şube, çek numarası, çek tarihi ve tutarlarının bulunduğu bir belge olduğu, görülmektedir. Söz konusu belgelerin tarihi ve takip dayanağı çekin keşide tarihi ile alacaklının beyanları nazara alındığında, adı geçen belgelerin ödemeye ilişkin olmayıp, çeklerin alacaklıya teslimine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 6100 Sayılı HMK'nun 294. maddesi gereğince hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Aynı kanunun 297/2. maddesine göre hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraf1ara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Yine aynı Kanunun 298/2. maddesinde; gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Esasen kısa kararı yazıp tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması, yargılamanın aleniyeti ve kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141.maddesi ile HMK'nun yukarıda değinilen emredici nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, re'sen gözetilmesi yasa ile hakime yüklenmiş bir görevdir. Somut olayda; kısa kararda para cezasına hükmedilmemişken, gerekçeli kararda "davalının takibe konu çekin % 10'u olan 5.450,00 TL para cezasına mahkumuna", karar verilerek kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana getirilmesi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.