21. Hukuk Dairesi
21. Hukuk Dairesi 2013/3115 E. , 2013/15632 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 250.478.18 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10/09/2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile karşı taraf vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Dava 04.01.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı vekillerince temyiz edilmiştir. Yerel mahkemenin manevi tazminatın takdirine ilişkin kararı yerindedir. Maddi tazminatın belirlenmesinde ve maddi tazminata uygulanacak faizin başlangıcında ise aşağıda açıklanan nedenlerle hataya düşüldüğü görülmektedir.
Zararlandırıcı olay Mali Cumhuriyetinde faaliyet gösteren bir Türk işverenin işyerinde meydana gelmiş ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan davacı murisi ölmüştür. Davacılar murisi 506 sayılı Yasa kapsamında bulunmadığı gibi Mali Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında bir sosyal güvenlik sözleşmesi de mevcut değildir. Yerel sosyal güvenlik yasaları gereğince davacılara ölüm geliri bağlandığı ve bu gelirin rücu ya tabi olduğuna dair bilgi ve belge de yoktur. Ne var ki davacı eş ...’a ait döviz hesabına düzenli olarak ödeme yapıldığı dosya içerisindeki banka hesap ekstresinden anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık davacı eşin banka hesabına, ay be ay yapılan 800 ABD doları ile başlayan ve artan ödemelerin tazminattan indirilmesi gerekli ödeme olup olmadığı noktasındadır.
Davalı tarafça bu ödemelerin işveren mali mesuliyet sigortasından yapılan ödemeler olduğu ileri sürülerek tercümesi mahkemece yaptırılan sigorta poliçe örneği sunulmuştur.
Yapılan ödemelerin gerçekten işverence yaptırılan mali mesuliyet sigortası nedeniyle olduğunun belirlenmesi halinde fiilen yapılan ödemenin ödeme tutarı kadar, kalan ödemelerin ise ödeme süresi ve ödenecek toplam miktara peşin sermaye değerinin indirilmesi zorunludur. Aksinin haksız zenginleşmeye yol açacağı açıktır.
Yapılacak iş davacı eşin banka hesabına yapılan ödemelerin kim tarafından yapıldığı ödeme nedenine ilişkin bir açıklamanın bulunup bulunmadığı, ilgili bankadan sorulmak, davalıya sigorta poliçesinin aslı ya da resmi makamlarca onaylı bir örneğini sunması için mehil verilmek, ödemelerin sigorta şirketince yapıldığının belirlenmesi halinde bu ödemelerin nedeni ve süresi ilgili sigorta şirketinden sorularak peşin sermaye değeri hak sahiplerinin tazminatlarından indirilmek ve sonucuna göre karar verilmekten ibarettir.
Faiz başlangıcına gelince;
Davacı vekili 31.08.2012 tarihli ıslah dilekçesinde hüküm altına alınacak maddi tazminata ilk dava tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep etmiştir.
HMK’nun 26/1 maddesindeki düzenlemeye göre “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” Hal böyle olunca hüküm altına alınan maddi tazminatlar için 11.05.2007 dava tarihi yerine, taleple bağlılık ilkesine aykırı biçimde 04.01.2007 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu açık ve seçiktir. Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine
10.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.