18. Ceza Dairesi
18. Ceza Dairesi 2016/11897 E. , 2018/12130 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
1.Dosya kapsamına göre, sanık hakkında temyize gelmeyen diğer sanıklarla beraber apartman içerisinde hırsızlık yaptıkları iddiasıyla dava açıldığı, hırsızlık suçundan sanıkların beraatine karar verildiği, bu itibarla sanığın meşru olmayan bir amaçla apartman ortak alanına girdiğine ve konut dokunulmazlığını ihlal kastı ile hareket ettiğine dair delil bulunmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine, yazılı biçimde mahkumiyetine karar verilmesi,
2.Kabule göre de; TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun, uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağı ortadan kalkması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'nın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, bozma kararından hükmü süresinde temyiz etmeyen diğer sanıklar ... ile ...’nun da 1412 sayılı CMUK’un 325. maddesi gereği yararlandırılmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02/10/2018 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Olay: 28/01/2013 günü saat 13:30 sıralarında yapılan ihbar üzerine olay yerine giden görevliler müştekilere ait apartmandan çıkan ..., ... ve ...'yu yakalamışlar, ...'nun elindeki poşette müşteki ...'nün kendisine ait olduğunu teşhis ettiği külotlu çorap ve bahçe içerisinde bükülmüş vaziyette atılmış bilezik bulunmuş ve eşyalar muhafaza altına alınmıştır. ... 28/01/2013 günü saat 12:30 sıralarında aynı sitede ve katta oturan komşusunu ziyarete gittiğini, saat 13:30 sıralarında geri döndüğünü, evine girdiğinde cüzdanından 800 TL parasının, yüzüğünün ve bir adet bayan çorabının çalındığını tespit ettiğini beyan etmiştir. ... daire kapısını açtığında karşı komşusunun kapısı önünde üç bayanı gördüğünü, ne yaptıklarını sorduğunu, yöneticiyi aradıklarını-biz burada oturuyoruz-aşağı tarafta oturuyoruz- temizlik için geldik gibi çelişkili beyanlarda bulunduklarını ...'nün kapıyı açıp ''ne oluyor'' diye sorması üzerine bayanların merdivenlerden aşağı inmeye başladığını ve bu sırada olay yerine gelen polisler tarafından yakalandığını ifade etmiştir. Şüpheliler eşya satmak için gezdiklerini, müştekinin kendilerini apartmanın içine çağırdığını, olay yerine gelen polislere yakalandıklarını, suç işlemediklerini ifade etmişlerdir. 05/02/2013 gün 2013/1049 sayılı iddianeme ile sanıklar hakkında TCK 142/1-b, 116/1, 119/1-c maddeleri gereğince cezalandırılmaları için kamu davası açılmıştır. Mahkeme yaptığı yargılama sonrası sanıkların 29/04/2014 gün 2014/235 sayılı kararı ile hırsızlık suçundan CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine, konut dokunulmazlığını ihlal suçundan TCK 116/1, 119/1-c, 62 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, ... hakkında CMK 231 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, Refiye Aksoy hakkında TCK 51/1 maddesi gereğince hapis cezasının ertelenmesine karar vermiştir. 10 ay hapis cezası ile cezalandırılan ... 05/05/2014 tarihinde mahkumiyet kararını temyiz etmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 27/09/2015 gün 2014/258437 sayılı tebliğname ile hükmün onanmasını talep etmiştir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi 02/10/2018 gün 2016/11897 esas ve 2018/12130 sayılı kararı ile; sanığın hırsızlık suçundan beraatine karar verildiğini, bu itibarla sanığın meşru olmayan bir amaçla apartman ortak alanına girdiğine ve konut dokunulmazlığını ihlal kastı ile hareket ettiğine dair delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı biçimde mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle, hükmün oy çokluğuyla bozulmasına karar vermiştir. Yüksek Dairenin bozma kararına katılmıyorum. Nedenler: Sanıkların, mağdurların ikamet ettiği dairelerin bulunduğu binaya mağdurların rızası olmadan girdikleri, 3. kata çıktıkları, kapıya baktıkları, kapı önünde görülmeleri üzerine kendilerini gören mağdur ile tartışıp dışarı çıkmaya çalıştıkları sırada polisler tarafından apartman içinde yakalandıkları anlaşılmaktadır. Sanıkların girdiği yer mağdurlara ait dairelerin ortak alanı ve eklentisi niteliğindedir. Sanıklar apartmanın dış kapısından içeriye girmiş ve 3. kattaki dairelerin kapı önlerine gelmişler bu burada görülmüşlerdir. Dairelere özgülenmiş ortak alana mağdurların rızası olmadan sanıkların girdikleri ve burada yakalandıkları anlaşılmaktadır. Konut dokunulmazlığını ihlal suçu genel kast ile işlenen bir suçtur. Sanıkların üzerine atılı hırsızlık suçunu işledikleri sabit olmadığı gerekçesiyle CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir. Konut dokunulmazlığını ihlal etmek hürriyete karşı işlenmiş bir suç olarak TCK 116 maddesinde düzenlenmiştir. Konut dokunulmazlığı Anayasanın 21. maddesi ile koruma altına alınmıştır. Bu suçta korunan hukuki yarar kişinin konutunda huzur ve güven içinde yaşama hakkıdır. Maddenin gerekçesinde (konut dokunulmazlığının ihlali, kişinin kendisine özgü barış ve sükununu ve yuvasındaki yaşamanın sulh ve selametle cereyanı içinde var olması gerekli güvenlik duygusunun sarsılmamanı ifade etmektedir, insanlara karşı işlenen ve aynı zamanda onların muhtaç oldukları güvenlik ve sükunu ihlal eyleyen bu fiillerin hürriyete karşı işlenen suçlar arasında suç olarak tanımlanması uygun görülmüştür.) şeklinde belirtilmiştir. TCK 116/1 maddesi bir kimsenin konutuna veya konutunun eklentisine rızasız girilmeyi veya çıkılmamayı cezalandırmaktadır. Konut tanımı ikametgah tanımından farklıdır. Bir yerin konut olup olmadığının dışarıdan ayırt edici engellerle belirli olması gerekir. Bir yerin konut sayılması için kişinin yaşamsal faaliyetlerinin bir bölümünü burada geçirmesi gerekir. Konutun eklentisi konutu tamamlayan, onun fonksiyonlarını ifa için gerekli olan alanları kapsamaktadır. Buraya girildiğinde kişi konuta girilmiş gibi rahatsızlık duymaktadır. Konuta doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bağlı bulunan ve kullanış bakımından konuta tahsis edilen yerler eklenti niteliğindedir. Konut eklentisinin etrafı hak sahibinin buraya başkalarının girmesine rıza göstermediğini belirten işaretlerle dış dünyadan ayrılmalıdır. Konut dokunulmazlığını ihlal suçunun manevi unsurunu genel kasttır, sanığın konut veya eklentisine hak sahibinin rızasının bulunmadığını bilmesine rağmen girmesi gerekir. Kastın varlığı belirlenirken o yerdeki örf ve adet, mağdurun rızasının olmadığını dış dünyaya gösterme özellikleri dikkate alınmalıdır. Mağdurun rızasının varlığı fiili hukuka uygun hale getiren suç olmaktan çıkaran bir durumdur. Burada mağdur tarafına gösterilen rızanın meşru amaca yönelik olması gerekir. Sanıkların rızasının meşru olması değil mağdurlardan birinin gösterdiği rızanın diğer mağdurlar yönünden meşru olması ve rıza meşru amaca uygun açıklandığı için eylem suç olmaktan çıkmaktadır. Burada sanıkların rızasının meşru olup olmamasının önemi yoktur. Sonuç: Binaya hırsızlık amacı ile giren, hırsızlık eylemini tamamlayamadan yakalanan veya hırsızlık suçunu işlediği sabit kabul edilmeyen ve CMK 223/2-e maddesi uyarınca hırsızlık suçundan beraatlerine karar verilen sanıkların binanın 3. katına kadar çıktıkları ve burada görülüp yakalandıkları, savunmalarında kendilerini kurtarmak için farklı beyanlarda bulundukları, bu yerin konutun parçası ve eklentisi olduğu, dış alemden ayrıldığı, başkalarının girmesini yasaklayan iradenin belli olduğu, buraya mağdurların rızasına aykırı giren sanık veya sanıkların eylemlerinin gündüz vakti konut dokunulmazlığını ihlal suçunu oluşturduğu kanısındayız. Bu nedenle Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin usul veya yasaya uygun olan kararının onanması gerektiği düşüncesiyle Yüksek Dairenin bozma kararına katılmıyorum.