18. Ceza Dairesi
18. Ceza Dairesi 2018/4757 E. , 2018/11637 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından yalnızca sanık hakkında hakaret, konut dokunulmazlığının ihlali ve yaralama suçlarından kurulan hükümlerin temyize konu edildiği anlaşılmakla temyizin kapsamı sanık hakkında hakaret, konut dokunulmazlığının ihlali ve yaralama suçlarından kurulan hükümlerle sınırlandırılarak dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1.) Şikayet ile kamu davasına katılma, birbiriyle ilişkili, ancak farklı kavramlardır. Şikayet TCK’nın 73. maddesinden yola çıkıldığında, kamu adına takibi mümkün olmayan suçlar bakımından bir soruşturma ve kovuşturma şartı olup, fiile ilişkin ve kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Dolayısıyla kural olarak mirasçılara intikal etmez. (istisnası TCK 131/2.maddesinde kabul edilmiştir). Takibi şikayete bağlı suçlar yönüyle, eksikliği soruşturmaya (bu nedenle de olası bir kovuşturmaya) engeldir. Katılma ise (CMK 237 vd), suçtan (doğrudan doğruya) zarar gören, mağdur veya malen sorumlunun ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar sikâyetçi olduklarını bildirmeleri suretiyle, Cumhuriyet savcısının yanında ancak ondan bağımsız olarak bireysel iddia makamını işgal etmelerini ifade eder. Kanuna göre katılma ancak kovuşturma evresinde mümkün olup, muhattabına davaya ilişkin çeşitli hak ve yollar tanımaktadır. Katılma hakkının kullanılmaması, şikayeti ortadan kaldırmamakta ancak yargılama sürecine ilişkin bazı hak ve yetkilerini kullanılamamasına neden olmaktadır. Örneğin CMK’nın “mağdur ile şikayetçinin hakları” başlıklı 234. maddesindeki düzenlemelere göre, şikayetçi davaya katılmasa da tanıkların davetini isteme hakkında sahip olmasına karşın, davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkı davaya katılmış olma koşuluna bağlıdır. Katılma hakkından vazgeçmek ve katıldıktan sonra bu hakkın geri alınması da mümkündür. Yukarıda da belirtildiği üzere şikayet ile katılma farklı olduklarından, aksinin talep edildiği anlaşılmıyorsa, katılma hakkından vazgeçme şikayet hakkını düşürmez. Ancak şikayete bağlı suçlar açısından, katılmayla birlikte şikayet de geri alınmış ise kovuşturma şartı kalmayacağı için, kamu davası da sona erer. Şikayet hakkı geri alınmamış ise dava devam eder (ONURSAL Sami, Kamu Davasına Müdahale, İstanbul, 1968’den aktaran CENTEL Nur/ZAFER Hamide, Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul, 2010, s. 810) CMK'nın 243. maddesinde yer alan “Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler.” şeklindeki düzenleme ise; katılma kararından sonraki bir süreçte katılanın şikayetinden vazgeçmesi veya ölmesi halinde katılmanın hükümsüz kalacağına ilişkindir. Ayrıca mirasçıların da katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilecekleri öngörülmüştür. Görüldüğü üzere bu düzenlemeyle şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olan şikayet hakkının ölümle sona ermeyeceği, ancak şikayetçinin ölüm halinin katılma kararını hükümsüz hale getireceği ifade edilmektedir. Bu açıklamalar doğrultusunda, soruşturma aşamasında şikayetçi olduğunu bildiren müştekinin hükümden önce ölmesinin şikayeti ortadan kaldırmayacağı gözetilmeden, anılan Kanun maddesi yanlış yorumlanarak yazılı biçimde sanık hakkında hakaret ve yaralama suçundan davaların düşürülmesine karar verilmesi,
2.) Müştekinin, tanık ... ile evli olduğu, olay günü müştekinin, tanığın kendisini aldattığını düşünerek eve gittiği, müşteki eve ulaştığında sanıkla tanığın evde bulundukları ve taraf beyanlarına göre sanıkla tanığın gece boyunca evde bulunduklarının sabit olduğu anlaşılmasına karşın, tanığın müştekiyle “6 yıldır ayrı yaşadıkları” şeklindeki beyanı da göz önüne alınarak, TCK'nın 116/3. maddesi kapsamında, evin meşru bir hakka dayalı olarak, tanığın tek başına rızasını gerektirmeyecek biçimde müştekinin de ortak kullanımında olup olmadığı araştırılmadan, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25/09/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.