2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2019/5092 E. , 2019/10148 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından kusur belirlemesi, nafakalar ve tazminatlar yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 15.10.2019 günü temyiz eden davalı ... vekili Av. ... geldi. Karşı taraf davacı ... ve vekilleri gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilir veya değiştirebilirler. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ise diğer tarafın açık onayı ve ıslah dışında iddia ve savunma genişletilemez ve değiştirilemez (HMK m. 141/1). Mahkemece de kabul edildiği üzere davalı kadının ilk defa bozmadan sonra ibraz ettiği 07.04.2019 tarihli dilekçesinde yer alan maddi ve manevi tazminat talepleri, talep sonucunun genişletilmesi niteliğindedir. Bu durumda davalı kadının maddi ve manevi tazminat talebi hakkında "Karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde hüküm kurulması gerekirken, kesin hüküm oluşturacak şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
3.Mahkemece verilen ilk hükümle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 18.10.2018 tarihli ilamı ile Türk Medeni Kanunu’nun 166/2. maddesi gereğince boşanmaya karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, bozmadan sonra davalı kadın tarafından 07.04.2019 tarihli dilekçe ile tedbir nafakası talebinde bulunmuştur. Bu halde bozmadan önce verilen ilk kararda davalı kadın yararına tedbir nafakasına hükmedilmemesi ve bu yönün davalı tarafından temyiz konusu yapılmadığı ve davacı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek davalı yararına istem tarihi olan 07.04.2019 tarihinden itibaren Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken bu yönün nazara alınmaması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.