14. Hukuk Dairesi
14. Hukuk Dairesi 2011/10651 E. , 2011/12663 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.05.2008 ve 01.12.2008 gününde verilen dilekçeler ile Türk Medeni Kanununun 724.maddesince temliken tescil; 09.06.2008 tarihli karşı dava ve 12.08.2008 tarihli birleşen dava dilekçeleri ile davacılar ... mirasçıları tarafından müdahalenin men'i, kal ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; temliken tescil istemlerinin kabulüne, müdahalenin men'i, kal ve ecremisil istemlerinin reddine dair verilen 30.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar/karşı davacı ve birleşen dava davacıları vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 28.06.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı/davacılar vekili Av.... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Asıl davada ... mirasçıları olan davacılar, davalılar miras bırakanı ...’un maliki olduğu 365 ada 11 sayılı parsel çap kaydı içerisinde kalan yapıların bulunduğunu, bu taşınmazı malik ...’tan haricen satın aldıklarını ve iyi niyetli zilyet olduklarını ileri sürerek 365 ada 11 sayılı parsel kaydının iptali ile adlarına tescilini talep etmiştir.
Bu davaya karşı açılan davada kayıt maliki mirasçıları çap kaydına dayanarak davalı ve karşı davacıların haksız elatmalarının önlenmesini, çap içerisinde kalan yapının kal’ini ve ecrimisil tahsilini istemiştir. Birleşen davada 365 ada 10 sayılı parselin maliki ... mirasçıları davalı ve karşı davacıların bu taşınmaza haksız elatmalarının önlenmesini, taşınmaz çap kaydındaki yapının kal’ini ve ecrimisil tahsilini istemiştir. Birleşen diğer davada ise yine ... mirasçıları 10 sayılı parsel üzerinde yapıları olduğunu, taşınmaza iyi niyetle zilyet olduklarını ileri sürerek 10 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece, ... mirasçıları olan davacıların davalarının kabulüne, 365 ada 10 ve 11 parsellerin tapularının iptali ile ... mirasçıları adına tesciline, asıl davaya karşılık açılan ve eldeki dava dosyası ile birleştirilen davalardaki ... mirasçılarının haksız elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, 365 ada 10 ve 11 sayılı parseller kayıt malikleri temyiz etmiştir. Burada öncelikle ... mirasçıları tarafından açılan asıl ve birleştirilen davaların hukuki niteliği üzerinde durulması gerekmektedir. ... mirasçıları olan davacılar gerek 10 ve gerekse 11 sayılı parsellerde bu parsellerin çap kaydı içerisinde kalan yapılar sebebi ile hak iddiasında bulunmuştur. Gerçektende 11 parselin tapu kaydı beyanlar hanesinde üzerindeki binanın ...’e, 10 sayılı parselin tapu kaydı beyanlar hanesinde de yapının ...’e ait olduğu belirtmelerinin yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla, ... mirasçıları tarafından açılan davalardaki istemin dayanağı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği değil Türk Medeni Kanunun 724. maddesidir. Kaldı ki, kural olarak tapulu bir taşınmazda zilyetlikle iktisap olanağı yoktur.
Türk Medeni Kanunu m.
684.ve 718 hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi Türk Medeni Kanununun 722, 723. ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir.
Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Öte yandan, malzeme sahibi olan bir kimsenin Türk Medeni Kanununu 724. maddesinden yararlanabilmesi için yasada öngörülen bazı koşulların o olayda gerçekleşmesi gerekir. Davanın nitelendirilmesine ve Türk Medeni Kanununu 724. maddesine ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; 365 ada 11 sayılı parsel kadastro çalışmaları sonucu ... adına 01.02.1972 tarihinde tescil edilmiştir. Asıl dava 22.05.2008 tarihinde açılmış bulunmaktadır. Çekişme konusu 365 ada 10 parselin kadastrosu ise aynı şekilde ... adına yapılmış ve taşınmaz onun adına yine 01.02.1972 tarihine tescil edilmiştir. Bu parsele ilişkin olan birleşen dava ise 01.12.2008 tarihinde açılmış bulunmaktadır. Davadaki istem yukarıda vurgulandığı üzere kadastrodan önceki nedenlere dayalı bir istemdir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesine göre, tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Yasada öngörülen bu süre hak düşürücü süre olduğundan hakim tarafından re’sen gözetilmesi gerekir. Kısaca ifade etmek gerekirse ... mirasçıları tarafından Türk Medeni Kanununu 724. maddesine dayanılarak açılan temliken tescil davalarının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi uyarınca reddi gerekmektedir. Mahkemece, değinilen yönü gözardı edilerek istemin kabulü doğru değildir.
Öte yandan, yukarıda da vurgulandığı üzere 11 sayılı parsel tapu kaydı beyanlar hanesine üzerindeki binanın ... tarafından, 10 sayılı parselin beyanlar hanesinde ise üzerindeki binanın ... tarafından yapıldığının belirtmesi bulunmaktadır. 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında bildirildiği üzere eşya hukukunda “muhdesat” kavramından bir arazi üzerinde arz malikinden başkasına veya yalnızca bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçlar anlaşılmaktadır. Muhdesat belirtmesi sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bir bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı sadece şahsi bir haktır. Kayıtta muhdesat olarak belirtilen eşya yok olmadan veya muhdesat sahibine hakka konu şeyin bedeli arazi sahibi tarafına ödenmeden bir kimsenin bu hak sebebi ile taşınmazı elinde bulundurması haksız sayılamaz. Bu bakımdan da belirtilen koşullar oluşmadan muhdesat hakkı sahibinden ecrimisil de talep edilemez. Mahkemece asıl ve birleşen davalar ortaya koyulan bu hukuki durumlar dikkate alınarak hükme bağlanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.