17. Hukuk Dairesi
17. Hukuk Dairesi 2013/3881 E. , 2013/3581 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Adana 3. İcra Müdürlüğü’nün 2010/13495 sayılı Takip dosyasında yapılan 29.04.2011 günlü hacze konu eşyaların davacı üçüncü kişiye ait olduğunu, borçlu şirketin haciz adresi ve mahcuzlarla ilgisinin bulunmadığını, iş yerinin mülk sahibinden boş olarak kiralandığını, borçludan devralınmadığını, sadece marka hakkının devralındığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu mahcuzların takip borçlusu şirkete ait olduğunu, üçüncü kişinin ortakları ile akrabalık bağı içinde olduğu borçlu şirketi devraldığını, BK’nun 179. maddesi uyarınca devralan üçüncü kişinin de işletmenin borçlarından sorumlu olması gerektiğini, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapıldığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin İİK’nun 99. maddesi uyarınca yapıldığı, dava açma yükünün alacaklıya düştüğü, davacı üçüncü kişinin dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı “ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişi tarafından İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca “istihkak” davası olarak açılmıştır. Dava konusu haciz İİK’nun 99. maddesi uyarınca yapılmış olsa dahi üçüncü kişinin istihkak davası açmasını engelleyen yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Somut olayda davacı üçüncü kişinin istihkak davası açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir.
Ne var ki hacizde hazır bulunan üçüncü kişi, borçlu şirketi devraldığını belirterek marka devir sözleşmesini sunmuştur. Dayandığı kira sözleşmesi, vergi levhası ve marka devir sözleşmesine göre devir tarihinin borcun doğum tarihinden sonra olduğu, markanın yanı sıra bu marka ile tescilli belgeler üzerinde kayıtlı bütün malların da devredildiği anlaşılmaktadır. Üçüncü kişi İİK’nun 44. maddesindeki gereklerin yerine getirildiğini iddia ve ispat edememiştir. Bu durumda 818 sayılı BK’nun 179. (6098 sayılı TBK’nun 202.) maddesi uyarınca devralanın da işletmenin borçlarından sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda verilen karar sonucu itibarı ile doğru olduğundan davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 5,90 TL kalan onama harcının temyiz eden davacı 3.kişiden alınmasına 18.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.