4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2018/1229 E. , 2019/5079 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ...Ticaret ve Nakliyat Ltd. Şti. aleyhine 15/06/2015 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 01/04/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların tüm temyiz itirazları reddedilmelidir.
2.Davacının temyiz itirazlarına gelince; Dava, trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalılardan şirkete ait olup diğer davalı ...’ın sevk ve idaresinde olan araç ile davacıya ait motorsikletin çarpıştığını, kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, meydana gelen trafik kazası nedeniyle açılan ceza davasında davalılardan ...’ın tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaza nedeniyle davacının, %5,1 oranında malul kaldığını belirterek oluşan manevi zararın tazminini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda, davalıların %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, kaza nedeniyle davacının sürekli olarak iş gücü kaybına uğradığı, bu nedenle davacının manevi zararının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi (Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi) hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olayda; olay tarihi, olayın oluş şekli, davacının yaralanma derecesi ve niteliği, davalıların kusuru ile yukarıdaki ilkeler nazara alındığında, hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.