11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2013/7232 E. , 2013/21869 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/12/2012 tarih ve 2011/162-2012/309 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, avukat olan müvekkilinin "Bayraktar Hukuk Bürosu B Şekil", "Bayraktar Avukatlık Bürosu B Şekil", "Bayraktar Danışma İnceleme Ltd. Şti. Şekil" ibareli markaların tescili için başvurduğunu, davalının 2008/07734 sayılı "Bayraktar Şekil" ibareli markası mesnet gösterilerek başvuruların reddedildiğini, ancak redde mesnet markanın "hukuki hizmetler" başta olmak üzere bir çok hizmette kullanılmadığını iddia etmiş, bilahare HMK'nın 141'inci maddesi uyarınca iddialarını değiştirdiklerini, "Bayraktar" ibaresinin hukuki danışmanlık hizmetleri alanında müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkilince marka haline getirildiğini, kullanımla ayırdedicilik kazandırıldığını, 556 sayılı KHK'nın 7/son maddesi uyarınca tescil isteminin reddedilemeyeceğini, Türk Marka Hukukunda tescil ilkesi benimsenmişse de hakkın tescil ile değil ihdas, kullanma, ayırdecilik ve tanınmışlık kazandırma ile doğacağını ileri sürerek davalı adına tescilil 2008/07734 sayılı markanın 556 sayılı KHK'nın 8/3 ve 42 inci maddeleri uyarınca hükümsüz kılınmasını, aksi halde müvekkil markalarının davalı markasına tecavüz teşkil etmediğinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, avukatlık hizmetlerinin marka tesciline konu olamayacağını, davacının işbu davayı açmada hukuki yararının bulunmadığını, hükümsüzlük için Kanunda aranan 5 yıldır kullanılmama şartının gerçekleşmediğini, davacının zarar gören sıfatını ispatlayamadığını, müvekkilinin grup şirketlerine hukuk müşavirliği hizmeti verip faturalandırdığını,
HMK 141. madde uyarınca ancak karşı tarafın muvafakatı ile iddianın değiştirilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının akademisyenlik ve avukatlık faaliyetlerini ... ismi altında icra ettiği, belli bir ayırt ediciliğe ulaşanın ''Bayraktar'' soyadı olduğu, ismin profesyonel alanda tanınırlık nedeniyle ekonomik ve ticari bir değer kazandığı, 556 sayılı KHK nın 8. maddesin 5. fıkrasıyla bu tür ayırt edicilik kazanan isimlerin başkaları tarafından marka olarak tescilinin önüne geçildiği, avukat isminin Avukatlık Kanunuyla marka olarak tescilinin yasaklanmasının, ismin 3. şahıslar tarafından tesciline hak vermediği gibi avukatın tescil ettiremediği ismini başkasının tescil etmesine itiraz hakkını da ortadan kaldırmadığı, davalının ticari ünvanı da ''Bayraktar'' ise de marka tescilinden önce hukuki danışmanlık hizmetleri için kullandığını kanıtlayamadığı, ibare üzerindeki öncelik hakkının isim nedeniyle davacıya ait olduğu, gerekçesiyle davalı adına tescilli 2008/07734 nolu markanın 45. Sınıfta yer alan "hukuk hizmetleri (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil)" için hükümsüzlüğüne, diğer talep terditli olduğundan onunla ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, ilan talebinin reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, davacının, hukuk hizmetleri konusunda tanınmış ve ayırdedicilik kazanmış ismi nedeniyle soyadını da oluşturan "Bayraktar" markası (45. sınıf hukuk hizmetleri "sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil") bakımından davalının 2008/07734 nolu maddesinin hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Dairemizin 13.03.2006 tarih ve 2004/2724- 2006/2496 E.K sayılı ilamında da belirtildiği üzere, dava konusu soyadının avukatlık mesleği ile birlikte uzun süreli kullanılmış olması 556 sayılı KHK anlamında sınai hak doğuran bir kullanım sayılmaz. Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliğinin 6/son maddesinde "Avukatlık Hizmetleri"nin hiç bir ünvan altında marka tesciline konu olamayacağı düzenlenmiştir. Dosyada mevcut davacı delilleri de davacının avukatlık ve diğer mesleki faaliyetlerine ilişkin olup, bu faaliyetleri içinde hukuki danışmanlık hizmeti verilmiş olması da hükümsüzlüğü istenen markanın kapsadığı 45. sınıf hukuki hizmetlere ilişkin sınai mülkiyet hakkı doğuran bir hak kapsamında nitelendirilemez. Kaldı ki; davalı şirketçe tescil olunan markayı oluşturan "Bayraktar" ibaresi şirketin ticaret ünvanının kılavuz sözcüğüdür. Davacının, tanınmış bir kişi olarak 556 sayılı KHK'nın 8/5 maddesine dayalı şahsiyet hakkının varlığından bahisle önleme hakkının salt "Bayraktar" soyadından kaynaklandığı öne sürülüp iddia ve ispat edilemediğine, davacının "..." olan isminin bir bütün olarak marka tesciline konu edilmediği de dikkate alındığında dava konusu markanın davacının kişi adı olduğundan bahisle 556 sayılı KHK'nın 8/5 ve 42'inci maddelerine dayalı olarak hükümsüz kılınması da mümkün değildir. Bu bakımdan davalı aleyhine açılan hükümsüzlük davasının reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.