13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2017/4960 E. , 2020/2843 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların kullanmış olduğu kredinin ödenmemesi üzerine Hadim Noterliğinden kendilerine çekilen 14.12.2006 tarih ve 862 yevmiye nolu ihtarname çekildiğini ve takip de başlatıldığını buna rağmen borcun yine ödenmediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla 9.999,36 TL alacağın ihtar tarihinden itibaren %28,6 oranında temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 9.999,36 TL alacağın takip tarihi olan 27.06.2007 tarihinden itibaren %28,6 oranında temerrüt faizle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1.Davalının temyizi bakımından; davalı vekiline gerekçeli karar 28/04/2015 tarihinde “Muhatap o anda adreste bulunmadığından işyerinde daimi çalışanı ... Kayış imzasına tebliğ edildi" şerhi ile tebliğ edildiği görülmüştür. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 17. maddesine göre; "bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır." Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin "Meslek ve sanat erbabına tebligat" kenar başlıklı 26. maddesinin 2. fıkrasında ise, "Muhatabın işyerinde bulunmaması halinde tebliğ, aynı yerde sürekli olarak çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır." düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak, bu düzenlemelerde tebligat yapılacak asilin “nerede bulunduğunun” şerh düşülmesi gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamakla birlikte açıklanan nedenle davalı vekiline yapılan tebligat tüm düzenlemelere göre usulüne uygun ve geçerli bir tebligattır. Bundan sonra, davalı avukat hükmü 03/05/2016 tarihinde öğrendiğinden bahisle 04/05/2016 tarihinde temyiz etmiştir. Kararın yasal 15 günlük süre geçtikten sonra temyiz edildiği anlaşılmakla davalı tarafın temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2.Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.