11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2019/3885 E. , 2020/815 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Mahkemenin dosyadan el çektikten sonra verdiği 26.03.2019 tarihli ve aynı sayılı avukatlık ücreti ile ilgili olarak verdiği ek kararın hukuki değerden yoksun olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Gerekçeli karar başlığında "19.01.2009" olarak yanlış yazılan suç tarihinin, sahte senedin icra takibine konulduğu tarih olan, "03.03.2009" olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. A)Şikayetçi vekilinin sanık hakkında verilen beraat hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesi: 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesindeki; "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." hükmü ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 310. maddesindeki; "Temyiz talebi, hükmün tefhiminden bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine yapılacak beyanla olur. Beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hakime tasdik ettirilir. Hükmün tefhimi sanığın yokluğunda olmuşsa bu süre tebliğ tarihinden başlar." şeklindeki yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; temyiz isteğinin konusunu oluşturan hüküm tarihi, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı tarih olan 20.07.2016 tarihinden sonrasına ait ise de; sanık hakkındaki Ankara 4. asliye Ceza Mahkemesi‘nin 04.04.2014 tarih ve 2013/1217 Esas-2014/380 Karar sayılı mahkumiyet hükmünün, Dairemizin 22.03.2018 tarih ve 2016/690 Esas-2018/2560 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu, Yargıtay bozma ilamı sonrası kurulan hükümler için başvurulacak kanun yolu, temyiz kanun yolu olduğundan, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 310.maddesi gereğince temyiz süresinin “bir hafta“ olacağı, yokluğunda verilen hükme ait gerekçeli kararın katılan vekilince 25.03.2019 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine karşın, katılan vekilinin hükmü 1 haftalık yasal süresinden sonra 04.04.2019 tarihinde temyiz ettiği, ancak;
Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu‘nun 14.04.2009 tarih ve 214/98 sayılı kararında da açıklandığı üzere; hüküm ve kararlarda yasa yolu bildiriminin yasa yolu, mercii, şekli ve süresini de kapsayacak şekilde açıkça anlaşılabilir ve her türlü yanıltıcı ifadeden uzak biçimde belirtilmesi zorunlu olup, hüküm fıkrasında temyiz süresine ilişkin olarak “...sanık müdafii, katılan ve katılan vekilinin yokluğunda,
CMK.nun 291 maddesi uyarınca kararın tebliğinden15 günlük süre içerisinde” şeklinde belirleme yapıldığından, katılan vekilinin temyiz talebinin süresinde olduğunun kabulü ile yapılan incelemede;
Şikayetçinin, Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesine ibraz ettiği 10/12/2010 tarihli dilekçesi ile sanıktan şikayetçi olmadığını açıkça beyan ettiği anlaşılmakla şikayetten vazgeçmeden dönülemeyeceği ve temyize yetkisi bulunmadığı cihetle şikayetçi vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gerekli 1412 sayılı CMUK'nin 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
B) Sanık müdafinin, beraat hükmü nedeniyle vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz istemiyle sınırlı olarak yapılan incelemede; 1136 sayılı Kanun'un 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasına "sanık ...'ın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2.180-TL vekalet ücretinin hazineden alınıp sanığa verilmesine'' fıkrasının eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.02.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.