8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2016/16084 E. , 2020/2480 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. -KARAR- Davacı, ... İlçesi ... Köyünde bulunan tespit dışı bırakılmış 3.000m²'lik alanda bulunan meyve ağaçlarının kendisi tarafından dikildiğini ileri sürerek aidiyetinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine, davacının iyi niyetli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir. Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
1.Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının, çekişmeli taşınmazı dava dilekçesinde tespit harici bırakılan yerlerden olduğunu belirtmesine rağmen yapılan keşif sonucunda taşınmazların 355 parsel ve 744 parsel sayılı taşınmazlar olarak sulu tarla ve arsa niteliğiyle Hazine adına kayıtlı oldukları, taşınmazların tapu kaydında DSİ Genel Müdürlüğü lehine kamulaştırma şerhi bulunduğu, taşınmazların Ilısu Barajı ve HES göl alanı dahilinde kamulaştırma sahası içerisinde kaldığı, davacının, taşınmazların 433m² ve 359m²'lik kısımlarını bir bütün olarak kullandığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; mevcut bir muhdesata sonradan yapılan imalatlar yeni bir muhtesat meydana getirme sayılamayacağı gibi, bu amaçla yapılan giderler de mevcut muhdesata değer kazandıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. Aynı şekilde bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar da teferruat niteliğindedir. Bu nitelikteki eşyalar yönünden muhdesat aidiyeti davası açılamayacağı, iyileştirici nitelikteki giderlerden paya düşenden fazlasını ancak koşullarının varlığı halinde Türk Borçlar Kanunu'nun 77 ve devam eden maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile istenebileceği kuşkusuzdur. Eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde bu davaya öncü olacak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğundan söz edilemez. Hemen belirtmek gerekir ki hukuki yarar dava koşuludur.
Somut olaya gelince; mahallinde yapılan keşif sonucunda, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarına göre; davacılar tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilen tel örgü ve 45 adet demir direğin taşınmazların bütünleyici parçası veya kalıcı nitelikte yapı olmayıp, muhdesat niteliğinde olmadığından bunlara yönelik talebin kabulü doğru değil ise de; anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, Mahkeme kararının düzeltilerek onanması uygun görülmüştür (HUMK mad. 438/7, HMK mad. 370/2).