11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2017/17561 E. , 2020/1995 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz taleplerinin reddine; ancak:
1.Suç tarihinden önce 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan, aynı Kanun’un 56. maddesinin 2. fıkrasındaki "İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez" ve 5. fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri ile TCK'nin 7. maddesi karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununa muhalefet suçunu oluşturduğu gözetilerek ve sanığa ön ödeme önerisinde bulunularak sonucuna göre hukuki durumunun takdiri gerekirken suç vasfında yanılgıya düşerek TCK’nin 207. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi,
2.Kabule göre de, a-)5237 sayılı TCK'nin 43. maddesinde, "değişik zamanlarda" denilmesi karşısında; aynı anda gerçekleşen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, ancak belge sayısının TCK'nin 61. maddesi uyarınca temel cezanın tayininde nazara alınması gerektiğinden, müşteki adına aynı tarihte 2 adet sahte abonelik sözleşmesi düzenlemesi şeklinde gerçekleşen eylemde zincirleme suç hükmünün uygulanma olanağının bulunmadığı gözetilmeden, TCK'nin 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini, b-)Suç tarihinin suça konu abonelik sözleşmelerinin düzenlendiği tarih olan “23.08.2011” olduğu gözetilmeden, gerekçeli karar başlığında “2013" olarak yanlış gösterilmesi, yasaya aykırı, c-)Sanık hakkında tekerrür uygulamasına esas alınan ilamın TCK’nin 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değişik CMK’nin 253/1. maddesi uyarınca, 5237 sayılı TCK’nin 141. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamına alınması karşısında; 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK'nin 254. maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemi yerine getirildikten sonra, söz konusu ilam veya diğer adli sicil kayıtlarının esas alınarak TCK'nin 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, d-) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz talepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.