11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2020/2660 E. , 2020/4857 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.04.2018 tarih ve 2016/189 E. - 2018/187 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 10.09.2018 tarih ve 2018/1130 E. - 2018/1106 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari satıma konu 22.07.2015 tarihli faturaya ilişkin olarak davalının davacıya olan borcunu ödemediğinden bahisle başlatılan icra takibine davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıdan satın alınan ürünlere ilişkin müşteri şikayet ve taleplerinden dolayı davacıdan 22.07.2015 tarihli faturaya konu ürünlerin TSE, garanti ve üretim belgelerinin istenildiğini, yapılan sorgulama sonucu, sözkonusu ürünlere ilişkin beyan doğrulama süresinin dolmuş olduğu, vizesinin bulumadığı ve marka tescil işlemlerinin de yapılmadığının bildirilmesi üzerine davalının bu gizli ayıptan haberdar olarak ürünleri davacıya iade ettiğini, ancak davacının teslim almadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davalı şirketin icra takibinden sonra malların ayıplı olduğu iddiasını TTK’nın 25. maddesi gereği 8 gün içinde bildirmemiş olması ve malların ayıplı olduğu ihbarının TTK’nın 20/3. gereği noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü mektupla yahut telgrafla yapıldığını kanıtlayamamış olması, malın ayıplı olduğu ve süresinde ihbar edildiğine dair tanık dinlenemeyeceği, davalının icra takibinden sonra malların ayıplı olduğunu savunmasının TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen dürüst kuralının ihlali olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinafa başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, dosya kapsamına göre, davalının ayıp ihbarını usulüne uygun ve süresinde yaptığına ilişkin ispat yükünü yerine getiremediği, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve BAM karar ilamının hüküm fıkrasının (1) nolu bendinde “Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine” yerine “Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine” yazılması bozma sebebi olmayıp eleştirilmekle yetinilmiş olmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.147,09TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 09.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.