Aramaya Dön

(Kapatılan) 3. Ceza Dairesi

Esas No
E. 2020/24104
Karar No
K. 2020/18740
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

(Kapatılan)3. Ceza Dairesi         2020/24104 E.  ,  2020/18740 K.

"İçtihat Metni"

Kasten yaralama suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/1, 87/2-b, 29 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 11 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Burhaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2020 tarihli ve 2019/1278 Esas, 2020/427 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 28.07.2020 tarihli ve 2020/1090 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 27.10.2020 tarihli ve 2020/13361 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.11.2020 tarihli ve 2020/96877 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur ihbarnamede;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 tarihli ve 2013/14-102 Esas, 2014/128 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları oluşmadığı halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda, kanun yararına bozma yoluna başvurulabileceği ve bozma kararının aleyhe sonuç doğuracağı nazara alınarak yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre,

1.Sanığın katılan ...'yı duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaraladığından bahisle 5237 sayılı Kanun'un 86/1. maddesi gereğince 1 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasını müteakip, anılan Kanun'un 87/2-b maddesi uyarınca verilen ceza bir katı oranında artırılarak sanık hakkında 2 yıl 14 ay hapis cezasına hükmedilmiş ise de, anılan Kanun'un 87/2-son maddesinde yer alan "....Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hâllerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hâllerde sekiz yıldan az olamaz...." şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın 5 yıl hapis cezasına mahkûm edilmesini takiben indirimlerin de 5 yıl üzerinden yapılmasının gerekmesi karşısında, eksik ceza tayin olunduğu gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,

2.Kabule göre de, 5237 sayılı Kanun'un 86/1 ve 87/2-b maddeleri gereğince hükmedilecek 5 yıl hapis cezasından anılan Kanun'un 29 ve 62/1. maddeleri gereğince yapılan indirimler neticesinde sanığın 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği, dolayısıyla sonuç ceza itibarıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü:

Sanığın katılanın sol gözüne yumruk atarak gözünde işlev yitirilmesine neden olacak şekilde yaralaması karşısında sanığın cezasının TCK'nin 86/1, 87/2-b, 87/2-son maddelerine göre 5 yıldan az olamayacağı gözetilmeden sanığa TCK’nin 86/1. maddesine göre belirlenen 1 yıl 7 ay hapis cezasından TCK’nin 87/2-b maddesine göre 2 kat yerine 1 kat artırım da yapılarak 2 yıl 14 ay hapis cezasının TCK’nin 87/2-son maddesine göre 5 yıla çıkarılmaması suretiyle eksik ceza belirlenmesinde isabet bulunmadığı gibi sanık hakkında doğru uygulama yapılması halinde TCK’nin 86/1, 87/2-b, 87/2-son maddelerine göre 5 yıl olarak belirlenen hapis cezasının TCK’nin 29. maddesine göre (¼) oranında indirilmesi sonucunda 3 yıl 9 ay, TCK’nin 62. maddesine göre (1/6) oranında indirilmesi sonucunda 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilecek olması nedeniyle sanığa sonuç ceza miktarı itibariyle 2 yıldan fazla ceza verileceğinden 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi de mümkün olmayacaktır.

Bununla birlikte, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 tarihli, 2014/14-102 Esas ve 2014/128 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.10.2009 tarihli, 2009/4-169 Esas ve 2009/223 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir hüküm değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar CMK'nin 223. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların kanun yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir.

Mahkemece doğru uygulama yapılması halinde sonuç cezanın 2 yılın üzerinde bulunacak olması nedeniyle CMK'nin 231/5. maddesindeki düzenlemeye göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi de mümkün olmadığından kanun yararına bozulmasına ve müteakip işlemlerin yerel mahkemece yapılmasına karar verilmesi gerekmiştir.

Bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden; Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 28.07.2020 tarihli ve 2020/1090 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.