8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2018/8153 E. , 2019/4195 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ..., maliki olduğu 5859 parsel sayılı taşınmazı, davalının elektrik trafosu ve bina yapmak suretiyle işgal ettiğini ileri sürerek elatmasının önlenmesine ve yapıların yıkılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı Tedaş Genel Müdürlüğü, trafo hizmet binasının yerinin değiştirilmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yapının can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli, 5859 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, davacı belediyenin 01.10.1983 tarihinde 5 adet trafo ve bir adet kesici ölçü kabinin de bulunduğu elektrik tesislerini Türkiye Elektrik Kurumu'na devrettiği daha sonra da TEK tarafından davalı şirkete devrinin yapıldığı, 21.01.2014 tarihli fen bilirkişisi raporuna göre 62m²'den ibaret trafo binasının 51m²'lik kısmının davaya konu taşınmazda kaldığı sabittir. Hemen belirtilmelidir ki; Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesi uyarınca şey üzerinde mülkiyet hakkı sahibi, hukuk düzeninin sınırları içerisinde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkilerine sahip olup, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açılabilir. Somut olaya gelince; davacının maliki olduğu çekişme konusu taşınmazda davalının kayıttan veya mülkiyetten kaynaklı bir hakkının bulunmadığı açıktır. Hal böyle olunca; mülkiyet hakkına üstünlük tanınarak davalının elatmasının önlenmesine, yıkım talebi ile ilgili olarak da koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir