8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2016/12262 E. , 2019/9645 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili, birleşen dosya davacısı üçüncü kişi vekili ve davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Asıl dosyada davacı alacaklı vekili, üçüncü kişi ile borçlu arasındaki muvazaalı işlemlerle mal kaçırmaya çalışıldığını bu sebeple istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl dosyada davalılar üçüncü kişi ve borçlu vekili, davanın reddini talep etmiştir. Birleşen dosyada davacı şikayetçi üçüncü kişi, ipotek alacaklısı olduklarını, mahcuzların tapu kaydı ekinde mevcut olduğunu taşınmazdan ayrı olarak haczedilemeyeceğini belirterek haczin kaldırılmasını talep etmiştir Asıl dava; alacaklının İİK'nin 99. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine, birleşen dosya ise haczedilmezlik şikayetine ilişkindir. Mahkemece asıl dosya hakkında geçerli istihkak iddiası olmadığından önkoşul yokluğundan davanın reddine, birleşen dosya yönünden ise şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm asıl dosyada davacı alacaklı, davalı üçüncü kişi ... ve birleşen dosyada davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1. Asıl dosyada davalı üçüncü kişi ...'nin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davalı üçüncü kişi vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Asıl dosyada davacı ...'un temyiz itirazlarının incelenmesinde, dava konusu 22.6.2015 tarihinde yapılan haciz sırasında dava dışı şirket yetkilisi Abdullah Çelik'in üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı sabittir. Davalı üçüncü kişi tarafından icra dosyasına ayrıca ve açıkça istihkak iddiasında da bulunulmamıştır. Haciz sırasında veya sonrasında yetkili kişi tarafından yapılmış istihkak iddiası bulunmadığından davanın önkoşul yokluğundan reddi doğru ise de; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi gereğince, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına, maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken, nispi vekalet ücreti takdiri usul ve yasaya aykırı olmakla beraber bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın 1086 sayılı HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. 3. Birleşen dosyada davacı Vakıfbank'ın temyiz itirazlarının incelenmesinde; TMK'nin 684. maddesi gereğince mütemmim cüz niteliğindeki şeyler bütünden ayrı olarak haczedilemez. Kural olarak eklentinin, taşınmazdan ayrı olarak haczi mümkündür. Zira, eklentinin taşınmaz yok edilmeden zarara uğratılmadan veya yapısı değiştirilmeden ondan ayrılması mümkündür. Ancak teferruat niteliği tespit edilen mahcuzların İİK'nin 83/c maddesi gereğince ipotek akit tablosunda yeralması halinde taşınmazdan ayrı haczi mümkün değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 686. maddesinde açıklandığı gibi bir mahcuzun teferruat niteliğinde olup olmadığının açıkça tespit edilmesi zorunludur. Mahcuzun ipotek listesinde belirtilmemiş olması, onun teferruat niteliğinde olup olmadığının incelenmesine engel değildir. Zira, Türk Medeni Kanunu'nun 862/1. maddesi gereğince rehin, taşınmazı bütünleyici parçaları ve eklentileri ile birlikte yükümlü kılacağı için teferruat niteliğinin araştırılması gerekir. O halde Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; taşınmazın tapu kayıtları getirtilip, mahallinde keşif yapılarak, mahcuzların Türk Medeni Kanunu'nun 684 ve 686. maddeleri kapsamında bütünleyici parça veya eklenti olup olmadığı hususunda makine mühendisi, inşaat mühendisi ve mimar bilirkişilerden oluşan heyetten denetime elverişli bilirkişi raporu alınması, bu doğrultuda elde edilen bilgilerin dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.