8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2019/4669 E. , 2019/9112 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal Ayrılığı Sözleşmesinin İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacılar ..., ..., ... ve ... vekili, davalılar arasında yapılan ...
6.Noterliğinde düzenlenen 21.03.2014 tarihli ve 21756 yevmiye sayılı mal ayrılığı sözleşmesinin muvazaalı olduğundan bahisle geçersizliğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalılar ... ile ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin davalı eşler arasında yaşanan mal ayrılığı sözleşmesi davacıların hukukunu etkiler nitelikte olduğundan ...
6.Noterliğinin 21.03.2014 tarihli ve 21756 yevmiye sayılı mal ayrılığı sözleşmesinin geçersizliğine dair ilk kararı, davalılar vekilinin temyizi üzerine Daire’nin 07.06.2017 tarihli ve 2016/10565 Esas, 2017/8506 Karar sayılı ilamı ile “ ...Davalılar 24.09.1984 tarihinde evlenmiş olup, 21.03.2014 tarihinde ...
6.Noterliğinde mal ayrılığı sözleşmesi yapmışlardır. Edinilmiş mallara katılma rejimi dışındaki diğer mal rejimlerinin benimsenmesine ilişkin sonradan yapılan sözleşmeler ancak ileriye etkili olarak yapıldığı tarihten sonraki dönem için sonuç doğurur. Dolayısıyla davalılar arasında yapılan mal ayrılığı sözleşmesi yapıldığı tarihten sonrası için geçerlidir. Bundan ayrı, 4721 sayılı TMK'nin 213.maddesi “ Mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya önceki rejimin tasfiyesi, eşlerden birinin veya ortaklığın alacaklılarının, üzerinden haklarını alabilecekleri malları sorumluluk dışında bırakamaz. Kendisine böyle mallar geçmiş olan eş, borçlardan kişisel olarak sorumludur; ancak, söz konusu malların borcu ödemeye yetmediğini ispat ettiği takdirde, bu ölçüde kendisini sorumluluktan kurtarabilir." hükmünü amirdir. Açıklanan hususlar karşısında, davalılar arasında yapılan mal ayrılığı sözleşmesinin davacıların haklarını etkilemesi söz konusu değildir. Bu nedenle davacıların ... bu davayı açmakta hukuki yararları bulunmamaktadır. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır...” gereğine işaret edilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu, davacıların davasının reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, Mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3/2. maddesi “Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.” hükmünü amirdir. Dava aynı hukuki sebebe dayalı olarak reddedildiği için belirtilen hüküm uyarınca davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken her davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMUK'un 438/7.maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.