36. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
36. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1095
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/12/2020
NUMARASI: 2020/916 E. - 2020/1081 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 01/12/2017 tarihli kira sözleşmesi bulunduğunu, davalının 15/12/2017 tarihli tahliye taahhüdünü imzalayarak kiralananı 07/09/2020 tarihinde tahliye edeceğini taahhüt ettiğini, tahliye gerçekleşmediği için icra takibi başlatıldığını, davalının takibe yaptığı itirazının iptali ile tahliye kararı verilmesini talep etmiştir.
İlk derece Mahkemesince, mahkemenin görevsiz olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, görevli mahkemenin Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş ve itirazın iptali ve imza incelemesi yapmakla görevli mahkemenin genel mahkemeler olduğunu, ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davaya bakan mahkemenin görevli kılınmasını talep etmiştir. Davanın konusunu oluşturan sözleşmenin, 01/12/2017 tarihli 5+5 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi ve kiralananın tahliyesine ilişkin tahliye taahhüdü olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 4/1-a maddesi gereğince kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara bakmak görevi Sulh Hukuk Mahkemelerine aittir.
İlk derece Mahkemesince de aynı yasa maddesi dikkate alınarak görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olduğu anlaşıldığından, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de hatalı bir sonuca varılmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.