12. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2019/1038
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/07/2018
NUMARASI : 2017/684 Esas-2018/792 Karar
Davanın kısmen kabulüne dair kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı borçlu ... arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri gereğince kredi kullandırıldığını, davalılardan ...'nın da sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, borçluların kredi borçlarını ödemede temerrüde düşmeleri üzerine 03.03.2017 tarihli kat ihtarnamesiyle hesabın kat edildiğini, gönderilen ihtarnamelere rağmen borçların ödenememesi üzerine borçlular hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçluların borca ve ferilerine haksız olarak itiraz ettiklerini belirterek, davalıların itirazının iptali ile davalılar aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; ticari kredi niteliğindeki kredi kartı kullanımından kaynaklı sözleşmenin tarafı olan davalı ... ile kefil niteliğindeki diğer davalıların sözleşme uyarınca taahhüt ettikleri kredi kartı borcundan müteselsilen sorumlu oldukları, sunulan 14/07/2015 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalanmadan önce 10.000-TL limitli 21/05/2015 tarihli ticari kredi kartı sözleşmesi imzalandığı, ancak ticari kredi kartı sözleşmesinde asıl borçlu yanında kefil olarak yalnız davalılardan ...'in imzasının bulunduğu, diğer davalı imzasının bulunmadığı dikkate alınarak toplam borç tutarının her bir müteselsil kefilin taahhüt ettiği asıl borç uyarınca sorumluluk limiti öngörülmek suretiyle, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, alacağın likit nitelikte banka alacağı olduğu göz önüne alınarak icra inkar tazminatının yasal koşullarının oluştuğu; davalılar .... ile ...'nın kefalet sözleşmelerinin ve teminat altına aldıkları ve yükümlendikleri borcun 21/05/2015 tarihli kredi kartı sözleşmesinin imzasından sonra düzenlenip imzalanan 14/07/2015 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğu gözetilerek asıl borç ve ferilerinden adı geçen davalıların sorumlu tutulamayacağından adı geçen davalılar yönünden davanın reddine ,asıl borçlu ve müteselsil kefil ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili; davalılar ... ile ... ile akdedilen sözleşmenin 10.9 maddesi gereğince borçtan bu davalıların da sorumlu olduklarını, davalıların 14.07.2015 tarihli kredi sözleşmesinden önce 27.04.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi ile oluşan kredi kartı kullanımından doğan alacaktan sorumlu olduklarını, mahkemece esas alınan rapordaki temerrüt tarihleri ile takip tarihindeki alacak miktarını kabul etmediklerini, borçlu ... ihtarnamede belirtilen adresinin yerleşim yeri adresi olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kat tarihi itibariyle hesaplama yapılmadığını, kat tarihi itibariyle önceki işlemiş faizin ana paraya eklendiğini, dolayısıyla takip tarihine kadar ekstre tutarı üzerinden faiz hesaplanmasının hatalı olduğunu, ayrıca davanın reddine karar verilen davalılar yönünden müvekkiline vekalet ücreti yüklenmesinin kabul etmediklerini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı banka ile davalı ... arasında 27.04.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeyi davalı ...'in de müteselsil kefil olarak imzaladığı, bu sözleşmeye dayalı olarak imzalanan 21.05.2015 tarihli ticari kredi kartı sözleşmesini de aynı davalının kefil olarak imzaladığı, sonrasında imzalanan 14.07.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinin de davalı borçlu ... ile diğer tüm davalılar tarafından müteselsil kefil olarak imzalandığı, sözleşmeler kapsamında davalı borçlu ... tahsis edilen ticari kredi kartı borcunun ödenmemesi üzerine hesabın 03.03.2017 tarihi itibariyle kat edildiği, kat ihtarının davalılar ... ile ...'ya 07.03.2017 tarihinde tebliğ edildiği, 24 saatlik ödeme süresi de eklendiğinde bu davalıların 09.03.2017 tarihinde temerrüde düştükleri, diğer davalılar ...'a kat ihtarının tebliğ edilememesi nedeniyle bu davalıların ise takip tarihi olan 20.04.2017 tarihi itibariyle temerrüde düştükleri anlaşılmaktadır. Sözleşme tarihi itibariyle uygulanması gereken TBK'nın 583. maddesine göre kefalet sözleşmesinin geçerli olması için; yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olduğu azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesi, müteselsil kefalet halinde bu ibarenin kefilin el yazısı ile yazılması, ayrıca aynı yasanın 584. maddesi gereğince kefilin evli olması halinde yazılı eş rızasının da alınması zorunludur. Somut olayda yargılama ve istinaf aşamalarında kefalet sözleşmesinin geçersizliği yönünde bir iddia ileri sürülmemiş olup, bu hususta taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Dolayısıyla müteselsil kefil olan davalılar, asıl borçlunun borcundan (asıl borçlunun temerrüdü dahil) kefalet limiti ile ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçları ile sorumludur. Taraflarca imzalanmış olan 27.04.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinde ve 21.05.2015 tarihli ticari kredi kartı sözleşmesinde davalı ... kefil olarak yer almakta, 14.07.2015 tarihli sözleşmede ise ... yanında davalılar ... da yer almaktadır. Her iki genel kredi sözleşmesinin 10.9 maddesinde, "müteselsil kefillerin, bankaca müşteri lehine açılmış veya açılacak her türlü krediler ile bu kredilerden doğmuş ve doğacak tüm borç ve taahhütlerinden kefil sıfatıyla, krediler sebebiyle doğmuş ve doğacak bütün borçlarından bankaya karşı kefalet limitine kadar sorumlu oldukları" hüküm altına alınmış olup, işbu açık hüküm karşısında tüm davalı kefillerin sorumluluğunun sözleşme gereğince tahsis edilen ticari kredi kartı borcunu da kapsadığı anlaşılmasına rağmen, davalılar ... yönünden kefil olarak sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Diğer yandan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın hesabında hesap kat tarihine kadar ve kat tarihinden temerrüt tarihine kadar anaparaya akdi faiz yürütülüp kapitalize edildikten sonra bulunan asıl alacağa, temerrüt tarihinden itibaren taleple bağlılık kuralı da gözetilerek temerrüt faizi hesaplaması yapılması gerekir. (Yargıtay 19 HD nin 2017/1906 esas ,2019/290 karar sayılı ve 21.1.2019 tarihli emsal ilamı)Bu kapsamda davacı bankanın kat ihtarı tebliğ edilip 09.03.2017 tarihinde temerrüde düşen davalılar ... yönünden toplam 6.749,10 TL, kat ihtarının tebliğ edilememesi nedeniyle takip tarihinde temerrüde düştüğü tespit edilen davalılar ... yönünden ise 6.700,66 -TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Bu nedenle mahkemece hatalı hesaplama sonucu yazılı şekilde karar verilmesi ve davalılar ... yönünden davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, belirtilen hususlar yeniden yargılama gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak tüm davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.