Esas No
E. 2019/5788
Karar No
K. 2021/2915
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

8. Hukuk Dairesi         2019/5788 E.  ,  2021/2915 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili; davalının hiçbir haklı sebebe dayanmaksızın dava konu taşınmazda haksız işgalde bulunduğundan bahisle ecrimisile karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece ilk olarak toplam 6.978,33 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; davalının temyizi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 20.01.2014 tarihli ve 2014/165 Esas, 2014/618 Karar ilamı ile ''....hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazda davalı işgalinde bulunan 65,85 m2 yerin 2010 yılı değeri belirlendikten sonra, bu miktarın %5 'i 2010 yılı yıllık kira bedeli olarak kabul edilmiş, 2009 yılı için de o yılın ÜFE oranında indirim yapılmak suretiyle ecrimisil miktarı belirlenmiştir. Bu durumda, hesap yöntemi yukarıda açıklanan ilke ve esaslara uygun olmayıp, Mahkemece bilirkişiden açıklanan ilke ve esaslara uygun şekilde yeniden rapor alınarak, oluşacak sonuca göre (temyiz edenin sıfatı ve kazanılmış hak kuralı da gözetilerek) bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.'' gerekçesiyle bozulmuş; Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sorucunda “davacının davasının kabulüne, 01.01.2009- 31.12.2009 dönemi için 3.588,85 TL, 01.01.2010-31.12.2010 dönemi için 4.325.55 TL ecrimisil bedelinin takip eden dönem başından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalının kazanılmış hakkı dikkate alınarak 6.978,33 TL olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiş olup; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; ecrimisil istemine ilişkindir Hemen belirtmek gerekir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK). Yine, HMK’nin 297/2. maddesi gereğince; mahkemece verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu maddeye göre; hüküm fıkrasının çok açık olması, infazı sırasında tereddüt yaratmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların tek tek belirtilmesi gerekir. Aksi halde, hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur. Somut olaya gelince; davanın kısmen kabulü ile “..01.01.2009-31.12.2009 dönemi için 3356,58 TL, 01.01.2010-31.12.2010 dönemi için 3621,75 TL olmak üzere; toplam 6978,33 TL ecrimisil bedelinin; takip eden dönem başından itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” ilişkin ilk hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, davacı tarafından temyiz edilmemiş ve karar düzeltme yoluna da başvurulmamıştır. Bu durumda, ilk hükümdeki ecrimisil miktarı ve diğer hususlar davacı tarafından temyiz edilmeyerek, davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşturmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verildikten sonra, davalılar lehine oluşan müktesep hak gereğince, ilk karardaki toplam miktarı geçmeyecek şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın tam kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca, Mahkemece kurulan hükmün infaza elverişli olduğunu söyleyebilme imkanı da bulunmamaktadır. Ne var ki; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HMK'nin 370. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme hükmünün 1 nolu bendinin hükümden çıkartılmasına, yerine 1 nolu bent olarak " Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 01.01.2009-31.12.2009 dönemi için 3356,58 TL, 01.01.2010-31.12.2010 dönemi için 3621,75 TL olmak üzere; toplam 6978,33 TL ecrimisil bedelinin; takip eden dönem başından itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” ibaresinin yazılmasına, yine hüküm fıkrasına son bent olarak “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ifadesinin yazılmasına, hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/7. fıkrası gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİYLE ONANMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog