8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2020/1094 E. , 2021/5169 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Kal
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalının davacıya ait 1563 ve 1564 parsel sayılı taşınmazlara bina yapmak, 1562 parsel sayılı taşınmazı ise yol olarak kullanmak suretiyle haklı bir nedene dayanmaksızın el attığını belirterek, elatmanın önlenmesini ve binanın kalini istemiştir. Davalı vekili, dava konusu taşınmazlarda davacının hakkı bulunmadığını, bina yaptığı, ağaç diktiği ve yol olarak kullandığı yerlerin 2/B alanı içerisinde kaldığını, bina değerinin taşınmazın değerinden fazla olduğunu, bina yaptığı taşınmaza zilyet olduğunun kadastro tespiti ile saptandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen ilk karar, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 06.12.2016 tarihli ve 2014/14084 Esas ve 2016/10867 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin harç ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece bozmaya uyulduktan sonra yapılan keşif sonucu alınan 27.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu edilen yerlerin hem dava tarihi itibariyle hem de keşif tarihi itibariyle değerleri tespit edilmiştir. Mahkemece, dava değeri belirlenirken, dava konusu taşınmazların keşif tarihi itibariyle belirlenmiş olan değerlerinin esas alınmış olması doğru olmamışsa da, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.