12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2009/17131 E. , 2009/25737 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Manavgat İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/05/2009
NUMARASI : 2009/164-2009/188
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
T. T.K.nun 692/5.
maddesi gereğince çekin kambiyo senedi vasfını taşıyabilmesi için “keşide yeri” unsurunu ihtiva etmesi gereklidir. TTK.nun 693/son maddesine göre de keşide yeri gösterilmemiş olan çek, keşidecinin adı ve soyadının yanında yazılı olan yerde keşide edilmiş sayılır.
Somut olayda 06.04.2009 keşide tarihli 20.000,00- YTL bedelli iki adet çekte keşide yerinin Manavgat olarak keşide yeri bölümünde açıkça yazıldığı görülmektedir. Yine 06.04.2007 keşide tarihli 10.000,00- YTL bedelli çekte ise, borçlu keşidecinin adresinin Manavgat olarak yazılı olduğu görülmekte olup, yukarıda açıklanan yasa hükmü uyarınca bu çekte de keşide yerinin Manavgat olduğunun kabulü gerekir.
TTK. nun 730. maddesinin göndermesi ile çekler hakkında da uygulanan aynı Kanun'un 592. maddesi uyarınca açık çek düzenlenmesi ve tedavüle çıkarılırken doldurulması mümkün olup, anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı bir belge ile kanıtlanması gerekir. Buna göre çeklerin keşide yerlerinin, tedavüle çıkarılırken mevcut olması yeterli olup ne zaman çekildiği anlaşılamayan çek fotokopilerinde bulunmayışı, gerçekte ve tedavüle çıkarılırken mevcut olmadığını göstermez. O halde mahkemece borçlunun çeklerde keşide yerinin olmadığı nedenine dayalı şikayetinin reddi yerine kabulü isabetsizdir.
Öte yandan, çeklerin taraflar arasında yapılan sözleşme uyarınca satış bedeli karşılığı verildiği, sözleşmenin feshedildiği ve çeklerin bedelsiz kaldığı nedenine dayalı olarak yapılan başvuru, İİK. nun 168/5.maddesi kapsamında yapılmış borca itiraz niteliğindedir. İcra mahkemesi, borca itiraz hakkında uygulanması gereken İİK. nun 169/a–1. maddesi gereğince incelemesini mutlaka duruşmalı olarak yapmalıdır. Bu nedenle mahkemece borca itiraz hakkında duruşma açılıp, tarafların iddia ve delilleri toplandıktan ve özellikle borçlunun itirazına dayanak yaptığı belgelere karşı alacaklının beyanı alındıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken evrak üzerinde ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Kabule göre de; takip dayanağı çeklerin sözleşme kapsamında ve teminat olarak verildiği iddiasının İİK. un 169/a-1.maddesinde belirtilen nitelikte bir belge ile isbatlanması zorunludur. Mahkemece hükme esas alınan belgeler ise adi nitelikte olup,alacaklı tarafından imzalar ikrar edilmediği gibi, takip dayanağı çeklere de açık atıf bulunmamaktadır. Bu durumda duruşma açılarak alacaklının itiraza dayanak yapılan belgelere karşı beyanı alınmalı ve sonucuna göre hareket edilmelidir. Mahkemece, İİK. un 169/a-1.maddesinde belirtilen nitelikte olmayan belgelere dayalı olarak itirazın kabulü yasaya uygun bulunmamıştır.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 22.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.