14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2019/1028
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2017/438 Esas - 2019/188 Karar
TARİHİ: 15/02/2019
Taraflar arasındaki alacak-menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle alacak davasının kabulüne, menfi tespit talebinin reddine dair verilen hükme karşı, her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin tekstil işi ile iştigal ettiğini, 17/01/2008 tarihli sipariş formu, fatura ve irsaliye karşılığında davalının sahibi ve ortağı olduğu Zeytinburnu'nda bulunan ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne 17/01/2008 tarihinde 100.304,88 TL ve 03/03/2008 tarihinde 101.771,91 TL tutarında mal sattığını, satılan mal bedeline karşılık davalı tarafça 3 adet çek verildiğini, ancak bu çeklerin karşılığının çıkmaması üzerine davalı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden takibe girişildiğini, davalının imza inkarına yönelik itirazının kabulüne ve takibin iptaline karar verildiğini ve hükmün Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, çeklerden biri için davalı tarafça çalındığından bahisle Bakırköy C. Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, 2008/36046 nolu soruşturma sonunda takipsizlik kararı verildiğini, ancak çek iptali için dava açılmadığını, müvekkili şirket temsilcisinin şikayeti üzerine davalı hakkında Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/367 esas sayılı dosyası üzerinden Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik suçundan kamu davası açıldığını ve davanın halen derdest olduğunu, davalının tamamen kötü niyetle ve hile ile kendini şirket ortağı ve sahibi olarak tanıtarak müvekkil şirketten ürün aldığını, şahsi çekini bilerek meçhul bir şahsa imzalattığını, daha sonrada çaldırdığından bahisle imzayı inkar ettiğini ve takip konusu 40.000,00 TL takip alacağını inkar ettiğini beyanla, müvekkilinin Kadıköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konu 10.103,17 TL alacak itibari ile borçlu olmadığının tespiti ile davalının müvekkiline ödemediği iki adet çek bedelinden kaynaklanan 40.000,00 TL alacağının tahsiline ve ayrıca % 40 icra inkar tazminatının davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı taraf yasal süresinde cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde, dava konusu çeklerin üzerinde ... ciro veya imzasının olmadığını, davalı ...'ın da davacı ile ticari ilişkisinin bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Toplanan deliller ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı ile davalının yasal temsilcisi olduğu dava dışı şirket arasında ticari alım-satıma ilişkin akdi ilişki bulunduğu, davacının sunduğu mal karşılığı satış bedelinin davalının şahsına ait ve şirketin vereceği çeklerle ödeneceğinin taahhüt edildiği, davalı tarafça verilen üç adet çekten biri olan ve bu davaya konu olmayan 28/06/2008 tarihli, 25.000,00 TL bedelli çekin piyasaya ciro edildiği ve yetkili hamil tarafından tahsil edildiği, davalının şahsi hesabına tanımlı olup meçhul şahsa imzalatılarak davacıya verilen dava konusu 13/07/2018 tarihli 20.000,00 TL bedelli ve 26/07/2008 tarih, 20.000,00 TL bedelli iki adet çekin ise ibrazında kar- şılıksız çıktığı, bu çeklerle ilgili olarak Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden davacı tarafça girişilen takibin davalı borçlu ...'ın imza itirazına uğradığı, Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesince yapılan inceleme sonucu dava konusu çekler üzerine (keşideci) ... adına atılan imzanın gerçekte adı geçen kişinin eli ürünü olmadığı tespit edilerek 'borçlu hakkındaki takibin iptaline, takip alacaklısı durumundaki davacının icra-inkar taz minatı, vekalet ücreti, yargılama gideri vs ile mahkumiyetine' karar verildiği, Yargıtay'ca onanarak kesinleşen söz konusu ilam hakkında davacı taarfça ileri sürülen yargılamanın iadesi talebinin mahkemece reddedildiği, bilahare bu ilamda takip borçlusu (davalı) ... lehine hüküm altına alınan icra-inkar tazminatı, vekalet ücreti, yargılama gideri vs'nin davalı borçlu vekili tarafından ilamlı icraya konu edildiği, davacı tarafça söz konusu ilamlı icra neticesinde icra dosyasına 10.103,17 TL yatırıldığı, işbu davadan önce Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan 2011/ 430 Esas sayılı davada icra dosyasına yatırılan paranın dava sonuna kadar takip alacaklısına ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verildiği, ancak söz konusu davanın takipsiz bırakılması nedeniyle HMK 150 gereğince açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacı her ne kadar yapılan bu ödeme tutarı ile ilgili olarak davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiş ise de, yapılan ödemenin kesinleşmiş ilama bağlı icra inkar tazminatı, vekalet ücreti ,yargılama gideri,işlemiş faiz vs ilişkin olduğu gözetilerek menfi tespit talebinin reddine karar verilmiştir.
Diğer yandan yapılan incelemede davalının şahsi çeklerini meçhul şahsa imzalattığı, imzanın kendisine ait olmadığını bildiği halde bu çekleri tedavüle soktuğu ve satın alınan mal bedeli olarak davacıya verdiği, nihayette bu çeklerin karşılıksız çıktığı, yapılan defter incelemesinden söz konusu çek bedellerinin halen ödenmediği, genel hükümlere göre açılan alacağın tahsili davasında takip hukukundan kaynaklanan icra/inkar tazminatına hükmedilemeyeceği gözetilerek sadece davacının söz konusu çek bedellerinden kaynaklanan alacağının tahsiline karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, alacak davasının kabulüne, menfi tespit isteminin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin, davalının ortağı bulunduğu .... San ve Tic. Ltd. Şti. ticari alışverişte bulunduğunu, satılan mal karşılığı olan şirket borcuna karşılık, şirket şeriki davalının hazırlayıp şirkete bıraktığı üç adet her biri 20.000 00TL tutarlı çekleri şirket elamanlarının teslim aldığını, çeklerden biri ciro edildiğinde üçüncü şahısa Gaziantep'te ödenmiş olup diğer iki çekin şirketin ortağınca bankaya ibrazında karşılığının çıkmaması üzerine arkası yazdırılarak icraya verdiğinde de imza inkarı ile karşılaşıldığını, İmzaya vaki itirazın kaldırılması amacıyla Bakırköy ... İcra Tetkik Merciinde ... esas ile yapılan imza incelemesinde imzanın davalının eli mahsulü olmadığı yönünde karar verilerek haksız olarak imza inkar tazminatı ve mahkeme masraflarına mahkum edilmeleri üzerine alınan kararla aleyhlerine İstanbul Anadolu ... İcra (Kadıköy ... İcra Müdürlüğü ) müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibi üzerine dosya borcu yatırılarak Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2011 / 430 esas ile menfi tespit davası açılarak icra kasasına giren paranın ödenmemesine yönelik tedbir kararı alındığını, bu arada açılan davanın uzaması mazeret dilekçesini dosyanın içine girmemesi sebebiyle düşen ve takipsiz kalan dosya konusu davanın yeniden istinaf konusu olan Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2017/ 438 esas ile açılmış davada yeniden tedbir kararı verildiğini,
Yapılan yargılamada, verilen çeklerden birinin ödenmesi, mal teslimine ilişkin belgeler ticari defter kayıtlar, olumlu yönde verilen bilirkişi raporu ve sanığın sahte imzaya dayalı çeki vermesi nedeniyle Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinde 2013/ 367 Esas - 2017/340 Karar sayılı ilam ile resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmiş olması göz önünde alınarak aşağıda zikredilen husus hariç davalarının kabul edildiğini, Mahkeme taraflar arasında ticari alış verişin olduğunu, çeklerden dolayı davalının 40.000.00 TL'yi ödenmesi gerektiği yönünden karar vermiş olmasına rağmen, davanın niteliğine ve hukuk mantığına aykırı olarak, hile ile sahte imza atıldığı ortaya çıkan çeklere dayalı ağır ceza mahkemesi ve asliye ticaret mahkemesi kararı öncesi imzaya yönelik merci kararının geçersiz olduğu sabit olduğu halde, merci kararına dayalı borcun ortadan kaldırılmasına yönelik menfi tespit taleplerinin reddedildiğini, Dar yetkili icra tetkik merciinin istihkaka ve bazı usuli işlemlere ilişkin kararları dışındaki kararlarının kesin hüküm oluşturmayacağı hususunun mahkemece atlandığını (Yargıtay HGK 2014/19-729 Esas, 2016/ 77 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı),Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve talepleri gibi davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davalının, ... ile olan ortaklığını ve müdürlük yetkisini 2007 Kasım ayında hisse devri ile devrettiğini, devir işlemi noterde tasdik edildikten sonra tescil ve ilan edildiğini, oysa davacının 2008 yılı içinde ... ile ticaret yaptığını iddia ettiğini, davacının, ... ile ticaret yaptığını beyan ettiği dönemde davalının, ... ile bir ilişkisi bulunmadığını, bu durumun ticaret oda kayıtlarından açıkça görülebildiğini, ayrıca ... ile yapıldığı iddia edilen ticarete ilişkin sunulan belgelerin hiç birinde müvekkilinin imzasının yer almadığını, Davacının, dava konusu çeklerin iktisabı konusundaki beyanlarında da çelişkiler bulunduğunu, davacı tarafından C. Başsavcılığına verilen şikayet dilekçelerinde çeklerin iktisabına ilişkin beyanları ile dava dilekçesindeki beyanları farklılıklar arzettiğini ve çelişkiler içerdiğini, davacının çekleri İstanbul'da tahsilat işlerini yapan ... davalı ...'ın olmadığı bir ortamda ... isimli bir şahıstan aldığını iddia ettiğini, oysa savcılıklara vermiş olduğu şikayet dilekçelerinde ise davalı ...'ın da hazır olduğu bir ortamda ... isimli bir şahıstan almış olduklarını ifade ettiğini, bu çelişkinin başlı başına davacının art niyetli olduğunu gösterdiğini, dava konusu çeklerin üzerinde ... cirosu veya ... ilişkilendirilecek bir ibarede bulunmadığını, Davacı, tacir olmasına rağmen TTK'nın tanımlamış olduğu özen ve dikkat yükünü yerine getirmediğini, ayrıca şirket alacağına karşılık dava konusu çekleri aldığını her ne kadar iddia etmekte ise de çeklerin şirket namına düzenlenmediği gibi üzerinde borçlu olduğu iddia edilen ... de kaşe veya cirosunun bulunmadığını, tekstil alanında isim yapmış bir firmanın bunlara dikkat ve riayet etmesi gerektiğini, Davacının, davalının şirket ortağı gibi davrandığı ve haciz sırasında borçlu şirkette hazır olduğu ve haciz zaptını imzaladığı iddiasının gerçek olmadığını, söz konusu dosya incelendiğinde davalının imzasının bulunduğu haciz işleminin davalının evinde yapılan haciz işlemine ait olduğunun açıkça görüleceğini, davacının mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, Davalının, İstanbul dışında (köyde) olduğu esnada suça konu çekler ile başka çek yapraklarının çek defterinden alınmış olduğunu fark ettiğini, bunun üzerine çalışmakta olduğu bankayı telefon ile arayarak ödemeden men talimatı verdiğini, kaybolan çek yaprakları ile ilgili savcılığa 28.03.2018 tarihinde suç duyurusunda bulunulduğunu, savcılığın soruşturma numarasının 2008/31014 olduğunu, kendisinin rahatsız olması nedeniyle avukatına akrabasının yanlış bilgi verildiğinin fark edilmesi üzerine savcılığa yeni bir suç duyurusunda bulunulduğunu, buna ilişkin soruşturma numarasının ise 2008/36046 olduğunu, Davacı, TTK hükümleri gereğince çek keşidecisinin (çek hesabı sahibinin) çek iptali davası açamayacağını bilmesine rağmen, davalının çek iptali davası açmaması nedeniyle kötü niyetli olduğunu iddia ettiğini, davalının süresi içinde savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, yapılan icra takibinde de imza itirazında bulunduğunu, davalının yasal olarak üzerine düşen iş ve işlemleri yaptığını,
Bilirkişi raporunun defter incelemesi ve sonuç bölümünde ticari defterlerin sahibi lehine delil teşkil etmeyeceği, davacı ... ile davalı ... arasında ticari bir ilişkinin mevcut olmadığı, davacı yanın ... ile 2008 yılında başlıyan bir ticari ilişkisine rastlanmış olduğu, davacı ticari defterlerine göre, çeklerin vade tarihleri itibariyle ... davacıya 38.471 TL borçlu olduğu tespitlerinin yapıldığını,
İlk derece mahkemesinin delillerin takdirinde hataya düştüğünü, lehine delil teşkil etmeyen defterlerden davacı ile dava dışı ... arasındaki ticari ilişkinin 2008 yılında başladığının rapor edildiğini, oysa müvekkilinin Kasım 2007 tarihinde söz konusu firmadaki hisselerini TTK'da belirtilen usul ve esaslara riayet ederk devredip ayrıldığını, raporun bu yönüyle de savunmalarını desteklediğini, Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/367 E -2017/340 K sayılı ilamı ile davalı hakkında CMK'nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verildiğini, müvekkilinin bu nedenle karara itiraz etmediğini, hukuken ortada kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığını, fakat Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin bu kararı davalının mahkum olduğu gibi okuduğunu ve değerlendirdiğini, Deliller arasında yer alan ve davacının çekleri nasıl ve ne şekilde iktisap ettiğine dair beyanların yer aldığı Denizli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/572 E - 2012/234 K sayılı dosya içeri dikkate alınmadığını, sadece ilamın dosya içine alındığını, oysa dosya istenip fiziki olarak incelenmiş olsaydı davacının çekleri ne şekilde ve kimden aldığının görüleceğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.