10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2021/6772 E. , 2021/12619 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2014/192-2020/169
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Uyulan bozma ilamında “...Mahkemece, hükme esas alınan kusur raporunda, davaya konu iş kazasının işverenin %100 kusuru ile meydana geldiği belirtilmiş ise de; ...
2.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/438 Esas sayılı kararında, davaya konu kazanın meydana gelmesinde sigortalının da tali kusurlu olduğu esas alınarak karar verilmiş olup; Mahkemece, ceza davasının sonucu beklenerek, sigortalının kesinleşen kusurunun varlığı durumunda, buna ilişkin maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı gözetilerek, kusur oran ve aidiyeti yeniden alınacak kusur raporu ile belirlenip, sonucuna göre karar verilmelidir.... Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, öngörülen ilkeler gereğince uzman bilirkişi tarafından yöntemince rapor düzenlenerek sigortalının gerçek zararı hesaplanmalı, bu miktar gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri ile karşılaştırılıp davalının toplam kusur oranına göre davalı işverenin sorumluluğu belirlenmelidir...” şeklinde belirtilmiş olmasına rağmen bozmanın gerekleri yerine getirilmemiştir. Mahkemece, bozmaya uyulmasına rağmen, somut olaya göre,kesinleşen ceza dosyasında sigortalının tali kusurlu olduğu yönünde belirlenen maddi olguya rağmen Mahkemece bozma sonrası alınan kusur raporunda davalı işverenin %100 kusurlu bulunmuş olması isabetsizdir.
Öte yandan Mahkemece, 02.03.2011 tarihinde gerçekleşen iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının olay tarihinde 67 yaşında olduğu, 65 yaşından büyük olan sigortalıların aktif çalışma döneminde olmayacağı için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirden doğan Kurum zararı için rücu davası açamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmiş olması da isabetsizdir.
Buna göre Mahkemece, ceza davasında, sigortalının tali kusurlu olduğunun belirlendiği de göz önüne alınarak kusur oran ve aidiyeti yeniden alınacak kusur raporu ile belirlenmeli,alınacak hesap raporu ile de sigortalının gerçek zararı hesaplanmalı, bu miktar gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri ile karşılaştırılıp davalının toplam kusur oranına göre davalı işverenin sorumluluğu belirlenmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek hüküm bozulmalıdır.