Aramaya Dön

(Kapatılan) 13. Ceza Dairesi

Esas No
E. 2012/13884
Karar No
K. 2012/15074
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

(Kapatılan)13. Ceza Dairesi         2012/13884 E.  ,  2012/15074 K.

"İçtihat Metni"

Elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-f ve 62. maddeleri uyarınca I yıl 8 ay hapis cezası İle cezalandırılmasına dair... Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2011 tarihli ve 2010/456 esas, 2011/224 sayılı kararına karşı sanık tarafından yapılan temyiz talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 20/10/2011 tarihli ve 2010/456 esas, 2011/224 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 07.05.2012 tarih ve 2011/7759/26938 sayılı kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.05.2012 tarih ve 2012/132582 sayılı ihbarnamesiyle dairemize gönderilmekle incelendi. MEZKUR İHBARNAMEDE;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile Yargıtay ... Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru sekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karsısında, sanığın yokluğunda verilen 11/05/2011 tarihli kararda, başvuru süresinin başlangıcı olarak "tebliğinden (tefhiminden) İtibaren" denilmek suretiyle tarafların yanıltıldığı gibi, karara karsı başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği anlaşıldığından sanık tarafından verilen 13/10/2011 tarihli dilekçenin öğrenme üzerine verilmiş temyiz dilekçesi olarak kabulü gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde temyiz talebinin reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmış olmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Yerel Mahkemenin 11.05.2011 tarihli ve 2010/456-2011/224 sayılı mahkumiyet hükmünde yasa yolu bildiriminin "sanıklar yönünden hükmün tebliğinden (tefhiminden) itibaren 7 gün içerisinde" şeklinde olması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 01.02.2011 tarihli ve 2010/5(14)-2011/14 sayılı kararında da kabul edildiği üzere, sanık bakımından temyiz süresinin tebligat tarihinde başlayacak olması sebebiyle temyiz süresi konusunda bir yanılgıya yol açılmadığı, yokluğundan kurulan hüküm sanığın kendisine 30.05.2001 tarihinde tebliğ olunduğu halde sanığın temyiz dilekçesinin 13.10.2011 tarihinde verildiği, temyiz talebinin CMUK'un halen yürürlükte bulunan 310. maddesinde belirtilen bir haftalık süre içinde yapılmadığı anlaşılmakla;

Kanun yararına bozma isteğine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmediğinden... Asliye Ceza Mahkemesinin temyiz isteğinin reddi hakkındaki 20.10.2011 tarihli ve 2010 456-2011/224 sayılı ek kararına karşı yapılan kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 25.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.