(Kapatılan) 15. Ceza Dairesi
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/19754 E. , 2013/18942 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1.Sanıklar müdafisinin temyiz isteminin incelenmesinde,
Sanıklar müdafiinin, yüzüne karşı tefhim olunan 30.04.2010 tarihli beraat hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 02.06.2010 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nınn 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2.Katılan vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde, Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi,
TCK'nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunun Madde 14 de,Tacir; "(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından ... bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri,aynı yasanın Madde 124 de ”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. (2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir.
Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55 - Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır.Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir.Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Somut olayda; sanık ...'nin ...Metal San.İç ve Dış Tic.Ltd.Şti yetkilisi olduğu, sanık ...'nin daha önce aynı şirketin ortağı iken hisselerini oğlu olan ...'ye suç tarihinden önce devrettiği, ancak aynı firmada fiilen çalışmaya devam ettiği, ...'in kardeşi olan sanık ...'nin de şirketin muhasebe işlemlerini yürüttüğü, ...Metal San.tic.Ltd.Şti. ile katılanın sahibi olduğu ... Tekstil firmasının bir süredir devam eden ticari ilişkisinin mevcut bulunduğu, ...Metal San.Tic.Ltd.Şti'nin müşterisi olan ... ve ...'in Diyarbakır ilinde mobilya sektöründe çalıştıkları, anılan şirket ile sanıkların şirketi arasında uzun süredir devam eden ticari ilişki bulunduğu, ... ve ...'in ekonomik yönden sıkıntıya girdikleri, aynı şekilde ...Metal San.Tic.LTd.Şti'nin de ödeme güçlüğü içerisine düştüğü,... ve ...'in çeşitli bankalardan almış oldukları, çek koçanlarını elden ve kargo yoluyla boş vaziyette ...Metal San.Tic.Ltd.Şti'ne gönderdikleri, bu çeklerin keşide tarih ve meblağlar ile keşide yeri olarak Diyarbakır yazılmak suretiyle tanzim edilip katılana ... cirosuyla önceden ... borca karşılık olarak verildiği, bu çeklerin dışında yine keşidecisi ... ve ... olan bir kısım çeklerin ...Metal San.Tic.Ltd.Şti. cirosuyla katılana verildiği, katılan vekilince çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle başlatılan icra takipleri sırasında keşideci olarak çeklerde görülen ... ve ...'in söz konusu çeklerin ellerinden rızası hilafına çıktıklarından bahisle bankaya dilekçe verdikleri ve icra takiplerini sonuçsuz bırakmaya çalıştıkları bu suretle dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtecilik suçlarını işledikleri iddia edilen olayda, sanıklar ..., ...ve ... nun çek hamilleri olan sanıklar ... ve ... in önceden mevcut rızalarına dayalı olarak aldıkları boş çekleri TTK 692. maddede yazılı ekilde düzenleyerek kullandıkları anlaşıldığından sanıklar ..., ...ve ... da resmi evrakta sahtecilik suçu yönünden kastının bulunmadığı, meselenin hukuki mahiyet arzettiği anlaşıldığından beraatlerine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 03.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.