7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2021/5739 E. , 2021/1560 K.
"İçtihat Metni"7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 10.03.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; elatmanın önlenmesi ve kal davasının reddine dair verilen 27.10.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemleriyle açılmıştır. Davalı, çekişme konusu yerin davacıdan haricen satın aldığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının meni müdahale davasının kabulüne, davalının davaya konu 247 parsel sayılı taşınmaza el atmasının önlenmesine, davacının kal davasının (taşınmazın değeri arsanın değerinden fazla olması ve yıkımında fahiş zarar doğuracağının bilirkişi raporunda belirtilmiş olması sebebi ile) reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere eşya hukukunda “muhdesat” kavramından bir arazi üzerindeki arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet ya da sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Mahkemenin kabul ettiğinin aksine muhdesat sahibinin hakkı sadece kişisel bir haktır. Bu hakkın hukuki mahiyeti ve nasıl kullanılacağı ise Türk Medeni Kanununun 722, 723, 724 ve 729. maddelerinde açıklanmıştır.
Bir kişi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19. maddesinin 2. fıkrası olanak sağlamaktadır. Gerçekten, anılan hüküm uyarınca; “taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğü beyanlar hanesinde gösterilir." Bu tür bir hakkın zemin üzerindeki binanın veya ağaçların yok olması gibi bazı nedenlerle ortadan kalkacağı kuşkusuzdur. Diğer taraftan Türk Medeni Kanununun 1012. maddesi hükmü gereğince de kaydın terkini kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızaları ile mümkündür. Muhdesat belirtmesi, Türk Medeni Kanununun 684. maddesine sınırlama getirerek muhdesat konusu ile arazinin bütünleşmesine engel olduğundan, arazi sahibinin mülkiyet hakkını ileri sürmek suretiyle ve muhdesat bedelinin hak sahibine ödenmesi koşuluyla mahkemeden terkin talebinde bulunulması da olanaklıdır.
Muhdesat belirtmesine ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davacıların paydaş olduğu davaya konu taşınmazın davalı tarafça dam, ahır yapılmak sureti ile işgal edildiği, davalının söz konusu yerin babası tarafından harici satış sözleşmesi ile satın alındığı savunmasına dayandığı görülmüştür. Mahkemece harici satış sözleşmesi ile tapulu taşınmazın satışının usule uygun olmadığı, dava konusu taşınmazda bulunan muhdesatların değerinin, zemin değerinden fazla olması ve yıkımın pek fahiş zarar doğuracağının anlaşılması sebebi ile davacının kal isteminin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacılar vekili hükmü kal istemi yönünden temyiz etmiştir.
Davacı tarafın el atmanın önlenmesi istemi yönünden; her nekadar dava konusu taşınmazın tapu kaydında muhdesat belirtmesi bulunması nedeniyle muhdesat bedelleri ödenmeden muhdesat belirtmesi olan alana elatmanın önlenmesi kararı verilemeyeceği düşünülerek karar verilmesi gerekiyorsa da bu husus temyiz konusu yapılmadığından bozmaya konu edilmemiştir.
Davacılar vekilinin kal isteminin reddine dair sunulan temyiz itirazları yönünden; muhdesatı oluşturanın hakkı şahsi hakka yönelik olup muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız mülkiyet hakkı ya da sınırlı ayni hak sağlamaz. Muhdesatın tapu kütüğünün beyanlar hanesine yazılması 3402 sayılı Kanunun 19/2. maddesi gereğincedir. Muhdesat kütüğün beyanlar hanesine yazılarak muhdesatın arazi ile bütünleşmesine engel olunmaktadır. Buna karşın muhdesat bulunduğu taşınmaza bir değer katmaktadır. Bu sebeple; muhdesatın kaldırılmasını talep eden mülkiyet hakkı sahibi (davacı) belirlenecek miktarı ödedikten sonra muhdesatın kaline karar vermek gerekir.
Mahkemece davacının kal istemi nedeniyle yukarıda açıklandığı gibi, muhdesatın dava tarihindeki değeri belirlenerek bu miktarın ödenip ödenmeyeceği davacıdan sorularak uygun süre içerisinde mahkeme veznesine depo ettirilmesi sonrasında kale karar verilmesi gerekirken yasal dayanağı olmayan ve dava konusu uyuşmazlığa uygun düşmeyen gerekçe ile kal isteminin reddine karar verilmiş olması nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.