(Kapatılan) 15. Ceza Dairesi
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/8361 E. , 2012/40866 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanığın yokluğunda verilen kararın sanığın sorgusu sırasında beyan ettiği adrese T.K.nun 35.maddesine göre tebliğe çıkartılıp kesinleştirildiği, bu adrese daha önce yapılmış bir tebligat bulunmadığı gibi tebligata verilen şerhten sanığın adresi terk ettiğinin ve yeni adresinin bilinmediğinden bahisle iade edildiği, Tebligat Tüzüğü’nün 28.maddesi uyarınca adres araştırması yapılmadan anılan yasanın 35.maddesi uyarınca yapılan tebligat usulüne uygun olmadığından Mahkemenin 20.07.2009 gün ve 2009/118 D. ... sayılı temyiz talebinin reddine dair kararı ve sonraki işlemler yok hükmünde olup sanığın asıl hükme yönelik temyiz isteminin öğrenmekle süresinde yapıldığı kabul edilerek adli ara vermede CMK'nun 331. maddesi gereğince acele ve tutuklu işlere bakmakla görevli Nöbetçi Kurulca dosya görüşüldü: Haksız ve hileli hareketlerle elde edilmek istenen menfaat miktarının “350.000 Euro” olduğu ve adli para cezasının bu meblağ esas alınarak belirlenmesi gerekirken “350 Euro” olarak kabul edilerek eksik adli para cezasına hükmedilmesi karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilelinin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda;
Sanığın, katılan ...’nın Konya Kulu ... şubesindeki hesabında bulunan 350.000 Euro’yu çekmek için ... adına sahte olarak düzenlenmiş nüfus cüzdanı düzenlediği bilahare mağdureye ait kimlik bilgilerini içerir sahte olarak tanzim edilmiş hüviyet belgesiyle birlikte ele geçmeyen bir başka kişiyi Kadıköy Noterliğine gönderip vekalet vereni katılan görünen 07.04.2006 gün ve 23722 yevmiye numaralı vekaletname tanzim ettirdikten sonra bu vekaletnameye istinaden anılan hesaptan mevduatı çekmek üzere Yeşilköy ... şubesine müracaat ettiği ancak görevlilerin ilgili bankayla irtibata geçmeleri ve katılanın yurtdışında ikamet ettiğinin anlaşılması üzerine sahte oluşturulmuş kimlik ve vekaletnameyi bırakıp kaçmak istediği sırada yakalandığının anlaşılması karşısında eylemin kamu kurumunu dolandırıcılığa teşebbüs ve zincirleme şekilde işlenmiş resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 08.08.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.