12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2006/11878 E. , 2006/14654 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya 1. İcra Mahkemesi
TARİHİ : 16/05/2006
NUMARASI : 2004/5-654
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe başlandığı ve borçluya örnek 163 nolu ödeme emri tebliği üzerine borçlunun yasal süre de İcra Mahkemesine başvurarak borca ve faize itiraz ettiği anlaşılmıştır.Olayda uygulanması gereken İİK.nun 169/a maddesi uyarınca “İcra mahkemesi hakimi, itiraz sebeplerinin tahkiki için iki tarafı en geç otuz gün içinde duruşmaya çağırır. Hakim, duruşma sonucunda borcun olmadığının veya itfa veya imhal edildiğinin resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı halinde itirazı kabul eder.” Somut olayda borçlu borca itirazına dayanak olarak anılan madde de sayılan nitelikte bir belge sunmamıştır. İcra Mahkemeleri önüne gelen uyuşmazlığı genel hükümlere göre çok daha hızlı ve seri olan takip hukuku kurallarına göre ve basit usulde yargılama yaparak çözen özel mahkemelerdir.Menfi tesbit davası ise genel hükümlere göre açılan ve genel mahkemece yazılı usulde yargılama yapılarak sonuçlandırılması gereken bir dava olup icra yargılamasına göre sonuçlanması çok daha uzun zaman alacaktır. Genel hükümler uyarınca açılan menfi tesbit davası takip hukukuna göre ve basit usulde yargılama yapılan icra mahkemesinde bekletici mesele yapılamaz.Aksinin kabulü icra iflas hukukunun temel ilkeleri ve icra yargılamasının varlık nedeni ile bağdaşmaz. Mahkemenin kabulü gibi menfi tesbit kararı İİK.nun 169/a maddesi kapsamında bir belge olmayıp aksine maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden bir ilamdır ve borçlunun , lehine sonuçlanan ve kesinleşen bu ilamı takibin her aşamasında icra müdürlüğüne ibrazı halinde icra takibinin hükümsüz kalacağı tabidir. Öte yandan İİK.nun 72/4 maddesi uyarınca menfi tesbit kararları kesinleşmedikçe uygulanamaz. Mahkemece hükme dayanak yapılan menfi tesbit kararının da kesinleşmediği anlaşılmaktadır. O halde Mahkemece borçlunun borca itirazının reddi ile faize yönelik itirazın yöntemince incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptali isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA),04.07.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.