Esas No
E. 2012/16633
Karar No
K. 2012/15764
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

21. Hukuk Dairesi         2012/16633 E.  ,  2012/15764 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı ve davalılardan ... ... Dağıtım A.Ş. Gen.Müd. Vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R

1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre, davacının tüm temyiz eden davalı ... AŞ’nin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,

2.Dava 08.12.2000 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 39,20 oranında sürekli iş göremez duruma giren sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne manevi tazminat isteminin ise kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ile davalılardan ... ... Dağıtım AŞ vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Yerel Mahkemece manevi tazminatın takdirine ilişkin hükmü isabetlidir. Maddi tazminata gelince: maddi tazminatın hesaplanması ile hüküm altına alınan maddi tazminatın ıslahen artırılan bölümüne uygulanacak faizin başlangıcında hataya düşüldüğü görülmektedir.

Maddi tazminatın belirlenmesinde mahkemece hükmüne esas alınan hesap raporunda davacının pasif devre zararının asgari ücretle yapıldığı görülmektedir. Sürekli iş göremezlik nedeniyle pasif devrede de sigortalının zararının oluşacağı ve bu zararının asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulünün gerektiği giderek pasif devre zararının asgari ücretle yapılması gerektiği dairemizin yerleşmiş içtihatlarındandır. Mahkemece hükme esas alınan 08.10.2009 tarihli hesap bilirkişi raporunda sigortalının pasif devre zararının da oluşacağının kabulü ile pasif devre zararının hesaplanmasında asgari ücretin esas alınması yerindedir. Ancak anılan raporda pasif devrede asgari ücretin netleştirilmesi sırasında asgari geçim indiriminin dikkate alınması hatalı olmuştur.

Gerçekten 01.01.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5615 sayılı yasanın 2.maddesiyle değişik 193 sayılı gelir vergisi kanununun Asgari geçim indirimi başlıklı 32.maddesine göre “Ücretin gerçek usûlde vergilendirilmesinde asgarî geçim indirimi uygulanır. Asgarî geçim indirimi; ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgarî ücretin yıllık brüt tutarının; mükellefin kendisi için % 50’si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10’u, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için % 7,5 diğer çocuklar için % 5’idir. Gelirin kısmi döneme ait olması halinde, ay kesirleri tam ay sayılmak suretiyle bu süreye isabet eden indirim tutarları esas alınır. Asgarî geçim indirimi, bu fıkraya göre belirlenen tutar ile 103 üncü maddedeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir dilimine uygulanan oranın çarpılmasıyla bulunan tutarın, hesaplanan vergiden mahsup edilmesi suretiyle uygulanır.

Mahsup edilecek kısmın fazla olması halinde iade yapılmaz." Öte yandan, pasif devre de herhangi bir işte çalışılmasa bile, sigortalının salt yaşamsal faaliyetlerini sürdürmesinin ekonomik bir değer taşıması nedeniyle bundan yoksun kalan hak sahipleri bakımından bir zarar oluşacağı ve bu zararın karşılanması amacıyla pasif devre zararının hesaplanması gerektiği, bu zararın hesaplanması sırasında esas alınması gereken ücretin asgari ücret olduğu dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer bir deyişle pasif devre zararının hesaplanması sırasında esas alınan asgari ücret, bir çalışmanın karşılığı değil ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Bu duruma göre ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin, ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif devre zararının hesaplanması sırasında dikkate alınamayacağı açık ve seçiktir. Hal böyle olunca da asgari geçim indiriminin dikkate alınmak suretiyle belirlenen ücretle sigortalının zararının hesaplanmasının isabetsiz olduğu açıktır.

Davacı yararına hükmolunan maddi tazminata uygulanacak faizin başlangıcına gelince: Davacı 25.12.2000 tarihli dava dilekçesinde 5.000,00-TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 3.000,00-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, yargılama sırasında 17.02.2009 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat istemini ıslah suretiyle 58.342,80-TL artırarak 61.342,80 TL maddi tazminat ile 5.000,00-TL manevi tazminatın “ıslah edilen bölümün ıslah tarihinden” geri kalan miktarın 08.12.2000 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumunda zararın olay tarihinde oluştuğu ve bu tarihte zarara neden olanlar bakımından temerrüdün gerçekleştiğinin kabulünün gerekeceği ve bu nedenle de hüküm altına alınan tazminata uygulanacak faizin olay tarihinden itibaren başlatılması gerektiği Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Dava dilekçesindeki talepler yönünden mahkemenin bu yöndeki uygulaması isabetlidir. Ne var ki davacı ıslah dilekçesinde açıkça ıslahen artırılan bölüm için faizin ıslah tarihinden başlatılmasını talep etmiştir.

Taleple bağlı olarak karar verilmesi gerektiği HUMK’nun 74 ve HMK ’nun 26. Maddelerinin emredici kuralıdır. Hal böyle olunca taleple bağlılık ilkesine aykırı biçimde ve davacının maddi tazminatın ıslahen artırılan bölümü için ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesini istediği göz ardı edilerek hüküm altına alınan maddi tazminatın tamamı için faizin olay tarihinden başlatılması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, temyiz eden davalı ... AŞ’nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalılardan Başkent ... Dağıtım A.Ş. Gen.Müd.'ne iadesine, 27/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog