(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/13639 E. , 2012/10557 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01/09/2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığını, oysaki 06/02/2003 tarihinde tahsis talebi dikkate alınarak yaşlılık aylığını bu tarihten itibaren bağlanması gerektiğinin tespitiyle, biriken aylıkların fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 5000 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R
Dava, davacının 6.2.2003 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile ödenmeyerek yoksun bırakıldığı 5000,00 TL yaşlılık aylığının tahsis talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın, reddine karar verilmiştir. .
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 01.03.1987 tarihinden itibaren 2926 Sayılı Yasa kapsamında tarım ... sigortalısı olarak resen tescil edildiği, 01.01.1987-04.07.2002 tarihleri arasında 2925 Sayılı Yasa'ya tabi sigortalılığının mevcut olduğu, 2926 Sayılı Kanun kapsamında prim ödemesi bulunmayıp, 2925 Sayılı Kanun kapsamında primlerini düzenli olarak ödediği, askerlik borçlanmasını yaparak 26.2.2001'de ödediği, 6.2.2003 tarihinde 2925 Sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığı nedeniyle yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, Kurum tarafından tarım ... sigortalılığının geçerli olduğu kabul edilerek tahsis talebinin rededildiği, 5510 Sayılı Kanun'un ek 17. maddesi uyarınca prim borcu ödenmeyen 2926 sayılı yasaya tabi zorunlu sigortalılığının tescil tarihi itibariyle durduruldurulduğu, davacının isteğe bağlı 2925 Sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığına geçerlilik tanınarak davacıya 27.8.2009 tarihli tahsis talebine istinaden 2925 Sayılı Kanun'un geçici 2/A maddesi uyarınca 1.9.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
20.06.1987 gün ve 3396 Sayılı Kanunun 18.maddesi ile 1479 Sayılı Kanun'a eklenen Ek 19.maddesinde; “Bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez...” denmektedir. Anılan madde uyarınca, ...’la sigortalılık ilişkisi sadece kayıtlar düzeyinde kalan, prim ödemesi bulunmayıp, sigorta kollarından yararlanmayan, bu nedenle de Kurumla fiilen sigortalılık bağlantısı bulunmayanların sigortalılık sürelerinin durdurulması ve bu sürelere ilişkin sigorta primlerine Kurum alacakları içerisinde yer verilmemesi amaçlanmıştır. Ek 19.madde, bu kapsamda bulunan sigortalılara borçlarından imtina, bu yolla sigortalılık sürelerini değerlendirmeme, primi ödenen sigortalılık sürelerini ise, hizmet birleştirmesinde ya da ...’dan yaşlılık aylığı tahsisinde kullanabilme hak ve olanağı vermektedir.
17.04.2008 gün ve 5754 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 73.maddesi ile eklenen 5510 Sayılı Kanunun geçici.17 maddesinde; “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez" şeklinde düzenlenmiştir.
Davacı SSK'na tabi isteğe bağlı sigortalı olduğu dönemde zorunlu tarım ... sigortalısı olduğundan mahkemece istemin reddine ilişkin verilen karar bu yönüyle doğru ise de 1479 sayılı Yasa’nın 20.06.1987 gün ve 3396 Sayılı Kanunun 18.maddesi ile 1479 Sayılı Kanun'a eklenen Ek 19.maddesinde bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödenmesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez" şeklinde düzenleme karşısında, davacının talebide gözetildiğinde uyuşmazlığa 20.06.1987 gün ve 3396 Sayılı Kanunun 18.maddesi ile 1479 Sayılı Kanun'a eklenen Ek 19. maddesinin uygulanacağının kabulü gerekir.
Yapılacak iş; davacının tescil tarihi olan 1.3.1987 tarihi itibariyle sigortalılığını durdurmak, prim borcunun ait süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyerek 2925 Sayılı Kanun'a tabi isteğe bağlı sigortalılığa geçerlik tanımak ve koşulların da oluştuğu gözetilerek davacının 6.2.2003 tarihli tahsis talebine göre yaşlılık aylığı bağlanmasına karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.