Aramaya Dön

(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2012/25883
Karar No
K. 2013/16250
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi         2012/25883 E.  ,  2013/16250 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 11.05.2011 tarihli raporunun iptali ile davalı çalışana iş sözleşmesinden doğan herhangi bir borcu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davalı kurum tarafından davalı işçi ...'nun müracaatı ve şirket kayıtlarının incelenmesi üzerine 11.05.2011 tarih ve 23174 sayılı rapor düzenlendiğini, raporda müvekkil şirketin davalı işçiye kıdem, ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının ödenmesi gerektiğinin belirtildiğini, raporun hatalı olduğunu, davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, davacıya yıllık ücretli izin alacağının da ödendiğini belirterek Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstanbul Bölge Müdürlüğünce düzenlenen raporun iptali ile davalı işçiye iş sözleşmesinden doğan herhangi bir borcu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı vekili, davacı şirketin raporun iptalini istemesinde hukuki yararı bulunmadığını, raporun icrai bir niteliği bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı işçi, cevap dilekçesi sunmadığı gibi duruşmalara da katılmamıştır. Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, gerek işçi gerekse Bölge Çalışma Müdürlüğü tarafından işçilik alacaklarının tahsili için işveren aleyhine açılmış bir dava olmadığı, ileride böyle bir davanın açılması halinde ise bu davaya konu olan iddiaların savunma olarak ileri sürülmesinin mümkün olduğu, bu aşamada dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Gerekçe: İş müfettişlerinin işçi alacaklarına ilişkin tespitlerine yönelik açılan davaların hukuki niteliği ile buna bağlı olarak somut olayda dava şartlarının bulunup bulunmadığı çözülmesi gerekli hukuki problemi oluşturmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 91. maddesinin 2. fıkrasında, “30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 10. maddesine istinaden iş sözleşmesi fiilen sona eren işçilerin kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin şikayetleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bölge müdürlüklerince incelenir” denilmiştir.

Aynı Kanun'un 92. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Çalışma hayatını izleme, denetleme ve teftişe yetkili iş müfettişleri ile işçi şikayetlerini incelemekle görevli bölge müdürlüğü memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. İş müfettişleri tarafından düzenlenen raporların ve tutulan tutanakların işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına karşı taraflarca otuz gün içerisinde yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İş mahkemesinin kararına karşı taraflarca 5521 sayılı Kanun'un 8. maddesine göre kanun yoluna başvurulabilir. Kanun yoluna başvurulması iş mahkemesince hüküm altına alınan işçi alacağının tahsiline engel teşkil etmez.” hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan dava çeşitleri 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 105. ila 113. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Eda davası, davalının, bir şeyi vermeye veya yapmaya yahut yapmamaya mahkûm edilmesinin talep edildiği dava türü olarak tanımlanmışken, tespit davası ise mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin talep edildiği dava çeşidi olarak açıklanmıştır. 4857 sayılı Kanun’un 92. maddesinin 3. fıkrasına göre iş müfettişi raporlarına karşı açılan davalar, işçilerin bireysel başvuruları üzerine iş müfettişi tarafından işçi alacaklarına ilişkin yapılan tespitlere karşıdır. Bu tespite işçi tarafından, yapılan tespitin eksik olduğu ve daha fazla alacağı bulunduğu gerekçesiyle itiraz ediliyorsa dava eda davası karakterindedir. Söz konusu tespite işveren tarafından, yapılan tespitin hatalı olduğu ve tamamen ya da kısmen borçlu olmadığı gerekçesiyle itiraz ediliyorsa dava menfi tespit davası niteliğindedir. Bu son halde kanunda özel olarak düzenlenmiş olması sebebiyle davacı işverenin bu davayı açmakta, kanunun ifadesiyle “hukuken korunmaya değer güncel bir yararı” bulunduğu kabul edilmelidir. Başka bir ifadeyle tespit davaları için ayrıca araştırılan hukuken korunmaya değer güncel bir yarar koşulunun bu dava açısından mevcut olduğu değerlendirilmelidir.

Görüldüğü üzere, iş müfettişi raporlarının işçilerin alacaklarına yönelik kısımlarına karşı işçi ya da işveren tarafından açılacak davalar, yerine göre eda davası yerine göre ise menfi tespit davası özelliği göstermekte olup, her halükarda bu davaların tarafları işçi ve işverendir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bu davalarda taraf sıfatı bulunmamaktadır.

Somut olayda, davacı işveren tarafından iş müfettişinin işçi alacaklarına dair tespitine yönelik raporun iptali istemiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına karşı dava açılmış ise de, davalı kurumun davada taraf sıfatı bulunmamaktadır. İşçiye karşı açılan davada ise, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle davanın reddi hatalı olup, hükmün açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.