(Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2009/7493 E. , 2010/2684 K. "İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, itirazın iptâli, icra takibinin devamı, icra inkâr tazminatı istemleriyle açılmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2.Taraflar arasındaki 19.09.2001 tarihli sözleşmenin 8. maddesinde ödemenin gecikmesi halinde günlük binde 3,5 oranında gecikme faizi alınacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Sözleşmenin 8. maddesindeki bu düzenleme gecikme faizine ilişkindir.
Davacı vekili icra takibinde takibe konu yaptığı sözleşmedeki gecikme faizi için ayrıca icra takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesini de istemiş, mahkemece de davalının icra takibine yaptığı itirazın iptâli ile icra takibinin devamına şeklinde hüküm kurulmakla, BK'nın 104/son maddesine aykırı şekilde faize faiz yürütülmesine karar verilmesi doğru olmamıştır.
3.İİK'nın 67/II. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatının karar altına alınabilmesi için borçlunun icra takibine itirazında haksız olması gerekir.
Bilirkişi raporu ile sonuca varılması, likit bir alacağın sözkonusu olmaması halinde borçlu icra takibine itirazında haksız sayılamaz. Somut olayda da bilirkişi raporu ile sonuca varıldığından, likit bir alacak sözkonusu olmadığından, davacının şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmiş olması da hatalı olmuştur. Kararın bu nedenlerle bozulması gerekir ise de, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.