Aramaya Dön

(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2013/20241
Karar No
K. 2013/18527
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi         2013/20241 E.  ,  2013/18527 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Taraflar arasındaki, asıl dava avans transfer bedelinin ödetilmesi, karşı dava ise ücret alacağının tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karşı davanın ise reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.03.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı-karşı davacı adına Avukat ... ile karşı taraf adına Avukat ..... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı-karşı davalı işveren vekili, müvekkili şirket ile davalı-karşı davacı işçi arasında 20.12.2001 tarihli iş sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davalı-karşı davacının PRÎSTA-OİL isimli şirketinin kurulması aşamasında danışmanlık yapacağı ve kurulacak bu şirkette genel müdür olacağının belirlendiğini, ancak davalı-karşı davacıdan kaynaklanan sebeplerle şirketinin kurulamadığı ve işçinin verdiği hizmetin danışmanlıkla sınırlı kaldığını, tararlar arasındaki sözleşmenin 7-1 maddesi uyarınca davalı-karşı davacıya, müvekkili şirket yararına ipotek tesis etmesi şartına bağlı olarak avans transfer bedeli 250.000 TL ABD doları ödendiğini, aynı sözleşmede avans transfer bedelinin davalı-karşı davacı tarafından azami beş sene içinde, hak kazanacağı primlerin mahsup edilmek sureti müvekkili şirkete geri ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalı-karşı davacının avans transfer bedelini almasına rağmen şirket lehine ipotek tesis etmemediğini ve müvekkili şirketin Türkiye'deki yatırımlarına ilişkin olarak profesyonel anlamda gerekli bilgiler içeren bir plan hazırlamadığını taraflar arasındaki iş sözleşmesinin bu sebeplerle haklı sebebe dayalı feshedildiğini ileri sürerek avans transfer bedelinin davalı-karşı davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı-karşı davacı vekili, uyuşmazlık konusu 250.000 TL ABD dolarının müvekkilinin önceki işyeri olan Aygaz A.Ş.'den kıdem tazminatı ve yıl sonu ikramiyesinden mahrum kalacak şekilde ayrılması için ödenen transfer bedeli olduğunu, müvekkilinin kendisine yüklenilen tüm yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen davacı-karşı davalı şirketin Türkiye'de genel müdürlük yapacağı şirketi kurmadığını ve müvekkilinin ücretlerini ödenmediğini, taraflar arasında 21.03.2002 tarihinde gerçekleşen toplantı sırasında işverinin bir yıllık ücretini ödemek sureti ile müvekkilinin iş sözleşmesini feshetmek istediğini, bu teklifin kabul edilmemesi üzerine de o güne kadar gündeme getirilmemiş olan transfer bedeline ilişkin ipotek tesisi istemini ileri sürdüğünü ve iş sözleşmesinin haklı sebebe dayanılmaksızın feshettiğini, taraflar arasındaki sözleşmesinin 6/1-b maddesinde sözleşmenin işveren tarafından haksız fesih edilmesi halinde sözleşmenin sona ermesine kadar ki döneme ait ücret alçaklarının ödeneceğinin düzenlendiğini ileri sürerek, davalı-karşı davacının bakiye süre ücret alacağınıntahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde davacı-karşı davalı şirket lehine ipotak tesis edilmesi halinde davalı-karşı davacıya avans transfer bedeli ödenmesinin kararlaştırıldığı, işverinin avans transfer bedelini ödemesine rağmen işçinin ipotek tesisi işlemi gerçekleştirmediği, bu sebebe tararflar arasındaki iş sözleşmesinin c/avalı işverenlerce haklı sebebe dayalı feshedildiği gerekçesiyle işveren tarartından açılan davanın kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir. Karar, davalı avukatı tarafından tarafından temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı Iş Kanun'u kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 1. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır. İşçi ve işveren sıfatları aynı kişide birleşemez. 4857 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir. Somut uyuşmazlıkta, davacı ile davalılar arasında imzalanan 23.03.2009 tarihli sözleşmesinin incelenmesinde, davacının davalı şirketlerinin genel müdürü olarak görev yapacağının belirlendiği görülmektedir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342 . maddesinde, “ Şirket muamelelerinin icra safhasına taalluk eden kısmı, esas mukavele veya umumi heyet veya idare meclisi karariyle idare meclisi azasından veya ortaklardan olmıyan bir müdüre tevdi edildiği takdirde; müdür, kanun veya esas mukavele yahut iş görme şartlarını tesbit eden diğer hükümlerle yükletilen mükellefiyetleri, gereği gibi veya hiç yerine getirmemiş olması halinde idare meclisi azasının mesuliyetlerine ait hükümler gereğince şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklarına karşı mesul olur. Bu esas aykırı bir şartın esas mukaveleye konması veya müdürün idare meclisinin emri ve nezareti altında bulunması mesuliyeti bertaraf edemez ” yönünde düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenleme ile, anonim şirket genel müdürlerinin iş görme edimini yerine getirmemiş olmaması halinde, şirket yönetim kurulu üyeleri ile aynı hükümlere tabi tutularak sorumlu olacağının kabul edildiği görülmektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2010/9-328 esas-2010/370 karar ve 07.07.2010 tarihli kararında "Anonim şirket ile yönetim kurulu üyesi arasındaki ilişkinin hukuki niteliği karşılaştırmalı hukukta tartışmalı olmakla beraber, Alman hukukunda sözleşme şartlarına göre, vekalet veya hizmet akdi olarak nitelendirilmekle birlikte, daha çok, hizmet akdi olduğu yönündedir. Fransız hukukunda da, bu ilişkinin bir vekalet sözleşmesi olduğu kabul edilmiştir. İsviçre hukukunda ise, vekalet hakkındaki hükümlerin uygulanacağı kabul edilmektedir (Mimaroğlu, S. Kemal: Anonim Şirketlerde İdare Meclisi Azalarının Hukuki Mesuliyeti, Ankara 1967, s. 100). Türk öğretisinde de, bu ilişkinin vekalet akdi olduğu görüşü hakimdir (Çamoğlu, Ersin: Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, İstanbul 1972, s.102-104; Mimaroğlu, S.Kemal: a.g.e., s.101- 102)Yargıtay, yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasında bir hizmet akdi bulunmadığını kabul etmiştir (H.G.K.'nun 5.2.2003 gün ve 2003/9-82 E.-65 K. sayılı ilamı) Genel olarak yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu TTK. 320 ve TTK.

336.maddelerine göre belirlenir. Şirket yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasında bir vekalet akdi ilişkisi bulunduğundan, üyelerin şirkete karşı vekil gibi sorumlu olmaları doğaldır." denilmektedir.

Yukarıda da özetlendiği üzere, 6772 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesinde ki düzenleme gereğince, anonim şirket genel müdürleri, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlere tabiidir ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu da Türk Ticaret Kanununda özel olarak düzenlenmiştir. Bu uyuşmazlıklara ilişkin davalar Türk Ticaret Kanununun 4/1. madde uyarınca mutlak ticari davadır. Bu davalara o yerde Ticaret Mahkemesi varsa, bu mahkemenin bakması gerekir.

Somut olayda, taraflara arasında davalı-davacının şirket genel müdürü olarak görev yapması husususnda sözleşme inzalandığı anlaşılmaktadır . Görevi sebebi ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlere tabi olan davalı-karşı davacı aleyhine şirket tararfından açılan davalar yönünden Ticaret Mahkemesi görevli olacağı dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yarına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alman temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog